| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Karaoğlan Hoca Raşit Tunca'nın Değişken Meridyen Tezi |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:49 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
Karaoğlan Hoca Raşit Tunca'nın Değişken Meridyen Tezi
Dünyayı dikey çizgilere bölmüşler, ve bunlara meridyen demişler, Ve Herbir meridyen bir saat ile ilişkili, saat dilimlerini temsil ediyor. Greenwich den geçene 0 çizgisi deniyor, ve bir öncesi ise 24. saat dilimi. öyle olunca İslam'da zaman ay takvimine göre hesaplanır, ve ay takviminde 1 ay 28 gün olduğu için, güneş takvimine göre, her sene Ramazan, 10 gün önce gelir, ve bu 83 senede devir daim edip her ayda Ramazan olur, yani ocak'ta şubat'ta Mart'ta,... Öyle olunca değişken bir zaman algımız var bizim İslam dünyasında, Bunun Güneş takvimi ile de alakalı olduğu keşfedilmedi henüz. Ve bizim tezimiz "Değişken Meridyen Tezi" imize göre, mevsimlerin giderine göre, Eğer yaz mevsimine doğru gidiyorsak, her gün Güneş birkaç dakika erken doğacak, Geç batacak. Eğer yaz mevsiminden, kış mevsimine doğru gidiyorsak, Bu sefer, her gün güneş, birkaç dakika geç doğup, erken batacaktır. hal böyle olunca, Hareketli ve değişken meridyen tezimize göre, güneşin ilk doğduğu şehir ve çizgi, o gün deki Greenwich çizgisi gibi, sıfır çizgisini, ve Güneş'in ilk battığı yerde 24/2. saat dilimi çizgisini temsil eder, Öyle olunca her gün 2 dakika erken battığı için, ya da geç battığı için, Bu çizgi sabit değildir. Güneş Bugün Doğduğu yerde (meridyende), ertesi günü aynı dakikada doğmamaktadır, mevsime göre ya bir ileri de, ya da bir geride doğmaktadır(Her iki dakikada bir). O zaman buna göre sıfır çizgisi devamlı kaymaktadır, dünyada hareket halindedir, Öyle olunca, zaman canlı ve hareketlidir, hareketli yürüyen bir zamanımız var, bu algı Keşfedilmemiş henüz, sıfır çizgisi Hareketli, yani meridyenler hareketli, değişken meridyen tezimiz bu şekildedir.
Raşit Tunca
Schrems, 13.09.2022
|
|
|
Misvak Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır? Misvak Uçu Nasıl Açılır? Nasıl Tutulur? |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:47 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
Misvak Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır? Misvak Uçu Nasıl Açılır? Misvak Nasıl Tutulur?
Peygamber Efendimiz (SAV)'in sünnetlerinden biri olup gündelik hayata geçirmemiz gereken en kolay ibadetlerden biri olan misvak kullanımı hakkında pek çok şey merak edilmektedir. Sünnet ibadetlerden biri olan ve diş beyazlatmada etkili olan misvağın faydalarını sizler için araştırdık. Peki misvak nedir, misvak nasıl kullanılır? İşte tüm merak edilenler...
Peygamber Efendimiz (SAV)'in gündelik yaşantı içerisinde sergilediği davranışlar ve Müslüman kimselere yapılmasını tavsiye ettiği her şey ''Sünnet'' olarak nitelendirilir. Sözlü, fiili ve takriri olmak üzere 3'e ayrılan bu sünnetlerde misvak kullanımıyla ilgili hadisler, hem sözlü hem de fiili sünnetler grubuna girer. Öyle ki misvak kullanımı ile ilgili Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadisinde, "Ümmetimi (veya insanları) zora sokmaktan endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde misvakla dişlerini temizlemelerini emrederdim" buyurmuştur. (Buhari, Muslim) Bu hadisle de anlaşılacağı gibi misvak, ağız ve diş sağlığı bakımından çok önemlidir. Bizler de Peygamber Efendimiz (SAV)'in sünnetine uyarak misvak kullanımını gündelik yaşantımız içerisinde alışkanlık haline getirmeli ve kullanmalıyız. Dini kaynaklarda yer alan bazı bilgilere göre Sevgili Peygamberimiz (SAV)'in eve girer girmez yaptığı ilk şey dişlerini misvak ile temizlemektir. (Müslim, Tahâret 43, 44. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 7)
Müslüman bir kimsenin beden temizliğine dikkat etmesi gerektiği şu hadisle de misvak kullanmanın önemine vurgu yapılmıştır: "Muhakkak sizin ağızlarınız Kur’an yollarıdır. O halde ağızlarınızı misvakla iyice temizleyiniz." (İbn-i Mâce)
MİSVAK NE İŞE YARAR? MİSVAK NEDEN KULLANILIR? MİSVAĞIN FAYDALARI...
'Cebrail Aleyhisselam, misvak kullanmayı o kadar tavsiye etti ki, misvakın farz olacağından korktum.'' (İbni Mace)
Erak ağacının dalından kesilen misvağın insan vücuduna olan faydaları çok sayıda hadis-i şerifin haricinde yapılan bilimsel araştırmalarla da kanıtlanmıştır. Araştırma sonuçlarından elde edilen verilere göre, misvağın içindeki kalsiyum oksalat, mineral tuz, kükürt, saponin, tanen ve silisyum gibi bazı maddeler ağızdaki zararlı bakterileri öldürmeye yardımcı olur. Misvak dalındaki lifler, dişin hem görünen kısımlarını hem de aralarını temizleme konusunda oldukça idealdir.
Peygamber Efendimiz (SAV)'in yalnızca yemekten sonra değil aynı zamanda abdest aldıktan sonra da kullanılmasını tavsiye ettiği misvak, içerisindeki yüksek klorür konsantrasyonu nedeniyle diş taşı oluşumunu önler ve yüzeydeki lekeleri derinlemesine temizler.
Ağız ve diş sağlığının yanı sıra mide problemlerine de bire bir çözüm olan misvak, uzun süre kaynatılıp suyu içildiğinde sindirim sistemi hastalıklarının çaresi oluyor.
MİSVAK NASIL KULLANILIR?
Taze misvak: Ucunu yontarak direkt olarak dişe sürtülür. Liflerin açılması için azı dişlerle misvak ısırılabilir.
Kuru misvak: Kullanmadan 1 gün önce suda bekletilerek yumuşatılmalıdır.
-Gereğinden fazla yumuşayan misvaklar kesilip yontma işlemiyle beraber tekrar açılmalıdır. Misvağı kullandıktan sonra çok iyi bir şekilde yıkanması gerekir. Temiz ve hava alan bir yerde muhafaza edilmelidir.
Misvak Dişleri Beyazlatır mı?
Misvak, insan sağlığı açısından oldukça önemli bir maddedir. Diş ve diş eti hastalıkları, diş eti ağrıları için ilaç niteliğinde olan bir ürün olduğu rahatlıkla belirtilebilir. Diş çürüklerini, diş eti çekilmelerini, bademcik enfeksiyonlarını, ağız kokularını yok eden ve hemen etkisini gösteren, etkisi yüksek temizlik metodudur. Rahatlatıcı özellikleri ve etkileri bu durumlarda gözleneceği gibi uzun vadede netice alınan etkilerin de olduğu söylenebilir.
Dişlerin aydınlık görünmesi, diş taşlarını temizlemesi, beyazlatma gibi durumlar da misvağın yararlarındandır. Fakat bir defa kullanarak farkı görmeyi beklemek pek de doğru olmayacaktır. Dişlerin beyazlaması adına misvağın sürekli ve devamlı kullanılması önemlidir. Bu şekilde hem dişler beyazlayacak hem de lekeler giderilecektir. Aynı zamanda ağız kokusu, çürükler gibi sorunlardan da kurutulmak mümkün olacaktır. Ancak önceden de belirtildiği üzere dişlerde misvağın sürekli şekilde kullanılması etkili sonuç almak için gereklidir.
PEYGAMBERİMİZ (SAV) NE ZAMAN MİSVAK KULLANIRDI?
Peygamber Efendimiz (SAV);
- Uyumadan önce,
- Gece namazını kılmaya kalktığında,
- Abdest almadan önce,
- Namaz için camiye gideceği zaman,
-Kuran-ı Kerim okuyacağı zaman misvak kullandığı bilinmektedir.
Misvak; ağız ve diş sağlığı adına oldukça şifalı uygulamalar içerisinde yer almaktadır. Diş fırçalamaya alternatif şekilde kullananlar olduğu gibi, diş fırçalamaya ek şekilde günlük olarak kullanan insanların da çokça olduğu söylenebilir. Peki, misvak nasıl açılıp kullanılır, dişler nasıl misvaklanır? Misvak dişleri beyazlatır mı? İşte, merak edilen tüm detaylar.
Misvak; erik ağacının dallarından kesilerek kullanıma sunulur. İnsanın vücuduna inanılmaz yararları olan misvağın faydaları bilimsel şekilde ispatlanmıştır. İnce liflere sahip olup, kendine özgü bir kokusu bulunur. Bazı araştırmalar misvağın; analjezik, antioksidan ve anti- enflamatuar etkilere sahip olduğunu savunur.
Misvak kullanımının, tükürük üstünde etkisi bulunur. Bazı klinik çalışmalar, misvak çiğneme çubuklarının kimyasal temizleme etkinliğine eşit ve diş fırçasından daha önemli etkileri olduğunu ispatlamıştır. Misvağın geçmişinin çok uzun dönemlere dayandığını ve eskiden insanların misvak kullanarak dişlerini temizlediğini belirtmek doğru olacaktır. Peygamber efendimizin dahi kullandığı misvağın, insan sağlığı açısından oldukça fazla faydası bulunmaktadır. Ağız ve diş sağlığı adına misvak kullanmak, kişi adına çok önemli olup, pek çok faydayı da sağlayacağı söylenebilir.
Misvak Nasıl Açılıp Kullanılır?
Misvağın kullanımı biraz farklıdır. Misvak kullanımı için taze veya kuru misvak olmasına dikkat edilmelidir. Taze misvak kullanılırken, ucu yontarak doğrudan dişe sürülür. Liflerin açılması adına birazı dişlerle ısırılabilir. Kuru misvak kullanılırken ise kullanmadan bir gün önce su içerisinde bekleterek yumuşatılması gerekir. Gereğinden çok yumuşayan misvaklar kesilip yontma işlemiyle birlikte tekrardan açılmalıdır. Misvak kullanıldıktan sonra iyice yıkanması önemlidir. Hava alan ve temiz bir yerde muhafaza edilmesi çok önemlidir.
Dişler Nasıl Misvaklanır?
Taze misvak ve kuru misvağın arasında hazırlama, kullanım farkının bulunduğunu söylemek önemlidir. Misvak; gün içerisinde bir kez kullanılabilir. Bunun yanı sıra diş ve diş eti ağrıları, çürük sancısı tarzındaki hastalıklarda gereksinim duyuldukça kullanılması gerekir. Kullanılırken yeterli zaman ayrılırsa, çok tatmin eden neticeler ortaya çıkar.
Sık bir şekilde yapılan önemli hatalardan birisi misvak ağızdayken, başka bir iş ile ilgilenmektir. Dişleri ve aralarını fırçalamadan misvağın ağızda uzun süre boyunca tutulması yarar sağlamayacaktır. Etkili genel ağız temizliğini sağlamak adına 5 dakika boyunca diş fırçalama şeklindeki temizleme hareketlerinin uygulanması gereklidir. Dişler nasıl misvaklanır sorusu için bazı püf noktalar vardır.
İlk önce kullanılacak olan misvağın ölçüsü oldukça önemlidir. Ufak parmak kalınlığında eni, boyuysa bir karşı kadar olmalıdır. Bu ölçüler uygun ebatlardır. Uzun zaman boyunca kullanılması neticesinde lifler kesilip kullanılmaya devam edilebilir. Bir başka mühim husus ise misvağın sünnete uyumlu şekilde kullanılmasıdır. Sağ elde tutularak, ufak parmak alt kısımda, diğer üç parmağın ise üstte be misvak başı, başparmağa gelecek şekilde tutulmalıdır.
Misvakın Kullanım Şekli
Taze misvakın açık kahverengi olması tazeliğine işarettir. Doğrudan dişlere sürtmek sûretiyle kullanılır. Kuru misvak ise bir gün suda bekletilerek kullanılır. Misvakın ucu 24 saatte bir kesilmelidir.
Misvak kullanımı uygulamaya yeterli zaman ayrılırsa memnun edici sonuçlar ortaya çıkarır. En yaygın hata başka işlerle uğraşırken misvakı ağız içinde tutmak, çiğnemektir. Etkili bir temizlik için 5 dakika boyunca temizleme hareketlerine devam edilmelidir.1 Resûl-i Müctebâ (s.a.v.) Efendimiz: “Misvakı o kadar çok kullandım ki, dişetlerimi döktüreceğinden korktum.” buyurmuşlardır. (Mecmâ’uz-Zevâid)
Misvakın kalınlığı küçük parmak kalınlığında, uzunluğunun ise bir karış olması en iyisidir. Lifler yumuşadığında kesilir ve tekrar tekrar kullanılabilir. Misvakın sünnete uygun tutulması; misvakı sağ ele alıp küçük parmak altta, diğer üç parmağın üstte olacak şekilde ve misvakın başını başparmağa dayama suretiyle olur.
Misvaklanmak; dişlerin içini, dışını, üst ve alt kısımlarını, ön dişlerin köklerini ve diş aralarını ovuşturmakla gerçekleşir.
Hz. Peygamber (s.a.v.): “Suyu süzerek içiniz. Dişlerinizi enine misvaklayınız” buyurmuşlardır. (Mecmâü’l Âdâb)
Misvakı Yanlış Kullanım Şekillerinden Sakınmalı!
Misvaklanma işini yatma halindeyken yapmamalıdır. Çünkü dalağının büyümesine sebeb olur.
Misvakı avucunun içine almamalı, zira basur hastalığına sebep olur.
Misvakı emmemelidir. Bu da körlüğe sebep olur.
Kullandıktan sonra misvakı yıkamalıdır. Aksi takdirde onunla şeytan misvaklanır. Misvakı yere yatırmayıp dikine koymalıdır.2
Peygamber Efendimiz (SAV)'in yalnızca yemekten sonra değil aynı zamanda abdest aldıktan sonra da kullanılmasını tavsiye ettiği misvak, içerisindeki yüksek klorür konsantrasyonu nedeniyle diş taşı oluşumunu önler ve yüzeydeki lekeleri derinlemesine temizler. Hadis-i şerifte belirtilenlere göre Peygamber Efendimiz (SAV), Hz. Aişe (r.a)'un kucağında son nefeslerini verirken bile misvak kullanmıştır. Bu konuyla ilgili sahih hadis-i şerif şu şekilde geçmektedir:
Hz. Aişe (r.a) şöyle buyurdu; "Allâh (c.c.)'nun bana olan nimetlerinden biri de şudur: Resûlullâh (SAV) benim evimde, benim sıramın geldiği günde, benim kucağımda irtihâl etti. Ayrıca Allâhü Te'âlâ irtihâli sırasında benim tükürüğümü onun tükürüğü ile bir araya getirdi. Şöyle ki; yanıma (kardeşim) Abdurrahman geldi. Elinde misvak vardı. Ben Resûlullâh (s.a.v.)'e destek olmuştum (bana yaslanıyordu). Gördüm ki, Resûlullâh (SAV) onun misvakına doğru bakıyor. Ben O’nun misvakı sevdiğini biliyordum. Bundan dolayı, “Onu sana getireyim mi?” diye sordum. Resûlullâh (s.a.v.) başıyla işaret ederek “Evet” dedi. Ben de Abdurrahman’dan misvakı alarak kendisine verdim. Kullanmak istedi ancak misvak sert olduğundan kullanamadı. Ben, “Misvakı yumuşatayım mı?” dedim. Başıyla işaret ederek, “Evet” buyurdu. Nitekim (dişlerimle ezerek) misvakı yumuşattım ve kendisine verdim. Resulullâh (SAV) misvakı dişleri üzerinde gezdirdi.” (Buhâri)
Ağız ve diş sağlığının yanı sıra mide problemlerine de bire bir çözüm olan misvak, uzun süre kaynatılıp suyu içildiğinde sindirim sistemi hastalıklarının çaresi oluyor.
En genel haliyle özetleyecek olursak misvağın faydaları şu şekildedir:
Çok güçlü ve etkili bir antiseptiktir,
Yemek yedikten sonra ağızda oluşan kötü kokuyu giderir,
Diş çürümelerini yok eder,
Diş etlerinin daha da güçlenmesine yardımcı olur,
Düzenli kullanımda diş eti kanamalarını sonlandırır,
Ağız kuruluğunun önüne geçerek güzel ve akıcı konuşmayı sağlar,
Devamlı kullanımda sesi ve cildi güzelleştirme niteliği vardır,
Bir sünnet-i seniyyeyi ihya ettiğimiz için amellerimiz de sevaplarımızı artırır.
MİSVAK KULLANIMIYLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
"Misvak kullanarak kılınan namazın, misvaksız namaza üstünlüğü yetmiş kattır." (Ahmet b. Hanbel, Müsned, VI, 272).
''Gece namazı için kalkınca, ağzınızı misvakla temizleyin! Çünkü bir melek, namazda Kur'an okuyanın ağzına yaklaşarak dinler.'' (Deylemi)
"Dört şey geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir. Haya duygusu, kokulanmak, diş temizliği ve nikâh." (Tirmizî, Nikâh,1; Ahmed b. Hanbel, V, 421).
''Misvakı kullanın, çünkü misvak kullanımı hem ağzınızı temizler hem de Allah'ın rızasını kazandırır.'' (İbni mace)
''Oruçlunun bir kişinin hayırlı hasletlerinden birisi de misvak kullanmasıdır. '' (İbn Mace, Sıyam,17)
Misvak nasıl muhafaza edilir?
Misvak sürekli açıkta kalırsa kurur. Sürekli kapta da kalırsa küflenir, kokar. Bu nedenle şimdilerde misvaklar beyaz kaplarla satılıyorlar. Bu kapların altında delik oluyor. Ne tamamen kurutuyor misvağı, ne de kokmasına zemin hazırlıyor. Ortalama bir denge veriyor. Üstelik çok da uygun fiyata. Neredeyse misvak fiyatının yarısı kadar.
Dişler Sünnet olan şekli ile nasıl misvaklanır?
Karoglan Raşit Tunca Usulü ile Sünnet olan şekli ile nasıl misvaklanır
Sünnet olan şekli sağdan sola, soldan sağa şeklinde fırçalanır, birkaç defa sürdükten sonra, ucundaki ıslaklık emilerek tükürülür, sonra aynı şey tekrar edilir, tekrar tükrülür, sonra üçüncü defada ıslaklık emilir ve tükürülmeyip yutlulur ki yemek borusundaki mikroplara karşı ve mideye sindirime faydalıdır bu misvak suyu.
Misvak, diş fırçalar gibi yukarıdan aşağıya değil de enlemesine kullanılır. Siz dişlerinize misvağı sürmeye başlayınca, misvak tükürüğünüzle etkileşime geçerek bir salgı oluşturur. Bu salgının içindeki maddeler hem dişlerinizi, hem diş etlerinizi, hem damağınızı temizler. Onun kendine has tadı olup, salgısı ve kokusu sizi başlarda rahatsız edebilir. İlk zamanlar sürekli tükürme ihtiyacı hissetseniz de, bu zamanla geçecektir. Sert olması nedeniyle önceleri kanamalar olsa bile zamanla dişlerinizde alışıyor ve diş etleriniz sağlamlaşıyor. Kanama şikayetleriniz son buluyor.
Karoglan Derleme Makalesi
Raşit Tunca
Schrems, 12.09.2022
|
|
|
itdirseği yada arpacık Neden çıkar Tedavisi Nedir? |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:42 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
itdirseği yada arpacık Neden çıkar Tedavisi Nedir?
Ninemin Anneannem Fatma ninemin sözü ile itdirseği yada arpacık
Köpek Osurunca Gülersen Yada, Osuranı Görünce Gülersen, Gözünde itdirseği çıkar, yada arpacık çıkar.
Tedavisi koca karı ilacı ile tedavisi :
Bir adet evcil köpek gerekir ve yere uzanılır, itdirseği yada arpacık çıkan yerin (Gözün) üzerine bir bez serilir, ve itdirseği yada arpacık olan yerin üzerine gelecek şekilde, köpeğin sevdiği ekmek, mama, sucuk ne varsa o konulur, ve ordan köpegin o lokmayı kapıp yemesi sağlanır, o kapıp yiyince, birkaç gün içinde geçer, çocukluğumda kendim bizzat oldum ve uyguladık hakkal yakin tatbik ettik ve geçti,
Dikkat köpegin burnunuzuda yada yüzünüzden bir yeri yanlışlıkla ısırma tehlikesi var tabiki ,dikkatli olun eğer yaparsanız.
internetten derlediğim bu konu ile ilgili bilgilerde şu şekildeler :
İt dirseği son zamanlarda oldukça yaygın olarak görülen bir durumdur. Çoğu zaman rahatsız edici olabilir. Bu sebeple de it dirseği nedir, neden çıkar ve nasıl geçer bilinmesi gerekir. En çok merak edilen ise gözde it dirseğine ne iyi gelir? Sorusu oluyor. Şimdi bu soruların cevaplarını öğrenmek için hemen okumaya başlayabilirsiniz.
İt Dirseği Nedir?
Öncelikle it dirseğinin ne olduğunu ilk kez duyanlar için açıklayalım: Halk arasında bazen arpacık olarak da adlandırılan ama ondan biraz daha farklı olan it dirseği genelde göz çevrelerinde çıkar. Şişlik şeklinde görülen bir rahatsızlıktır. Özellikle de üst ya da alt göz kapaklarında oluşur.
İt dirseği, alt ve üst göz kapaklarındaki yağ bezelerinin tıkanması sebebiyle ortaya çıkar ve bazen göz kapaklarının kapanmasına neden olur. Bu yüzden de hemen çözümünün bulunması gerekir.
İt Dirseği Neden Çıkar ve Nasıl Geçer?
İt dirseği nedir öğrendikten sonra ortaya çıkaran sebeplere de bir bakmamız gerekir. İt dirseğinin çıkmasında bazı faktörler etkilidir. Şimdi hep birlikte bu sebeplere bir bakalım:
Mikroplar
Göz hijyeninin eksik olması
Stres
Yağ bezelerinin tıkanması
Yorgunluk
İşte bu sebeplerden herhangi biri göz çevrenizde it dirseği çıkmasına neden olabilir. Eğer nedenini biliyorsanız çözümünü uygularken de onu göz önünde bulundurabilirsiniz.
İt dirseği nasıl geçer dediğimizde de aşağı sıraladığımız yöntemleri uygulayabilirsiniz:
Patates keserek göze uygulayabilirsiniz
Sıcak kompres
Papatya çayı ile göze pansuman
Stresten uzak durmalısınız
Yorgunsanız kendinizi dinlendirmelisiniz
Gözlerinize önem vermelisiniz ve hijyenine dikkat etmelisiniz
Poşet çayı demleyerek it dirseğinin olduğu yere koyarak bekleyebilirsiniz.
Bu yöntemleri düzgün bir şekilde uygularsanız it dirseğinin geçmeye başladığını fark edeceksiniz.
Gözde İt Dirseğine Ne İyi Gelir?
O halde gözde it dirseği nasıl geçer? Aslında bunu cevaplamadan önce it dirseği ne zaman geçer sorusunun cevabını sizlere aktaralım. İt dirseği normal şartlarda, ciddi bir sorun sebebiyle oluşmamışsa bir hafta içerisinde kendiliğinden geçer. Ama uygulayacağınız bu yöntemlerle daha kısa sürede yok olabilir. Yine de geçmiyorsa ve ağrı yapıyorsa, göz kapaklarınızı kapatacak kadar büyüdüyse hemen doktora görünmeniz faydalı olacaktır.
Gözde it dirseğine ne iyi gelir, sizlerle paylaştık. Biraz daha detaylandıracak olursa şunu söyleyebiliriz: Vücudunuzu stresten ve yorgunluktan uzak tutarak başlayabilirsiniz. Vitamin almaya çalışın. İt dirseğinin olduğu bölgeyi sıkmayın ya da patlatmayın. Sıcak kompres ya da çayla pansuman yapmak bu süreci hızlandıracaktır.
İt dirseği stresten olur mu dediğinizi duyar gibiyiz. Evet, aslında başlıca sebepleri stres ve yorgunluktur.
İt Dirseği Tekrarlar mı?
Evet tekrarlayabilir. Bu çözümler tamamen kalıcı değildir. Bir süre sonra benzer durumlarla karşılaşırsanız mutlaka tekrarlayacaktır. Yine aynı yöntemleri kullanmanızı tavsiye ederiz. Ama bu tekrarlama olayı çok sık yaşanmaya başladıysa kesinlikle soluğu bir aile hekiminde ya da doktorda almalısınız. Bu sayede önleminizi erkenden alabilirsiniz. İt dirseği çıktığı zaman ciddi bir yuvarlak, şişlik, kızarıklık, ağrı, gözde batma ve yanma, ışığa hassasiyet ve uyanırken gözleri açmada sıkıntılar yaşarsınız. Bu durumlar it dirseğinin belirtileridir. O yüzden bu duruma hemen son vermeye çalışın ki ilerde sizi zor duruma sokmasın.
Bu Bir Karoglan Derleme Toplama Sağlık Makalesidir
Raşit Tunca
Schrems,08.09.2022
|
|
|
Ümmü Sıbyan Nedir? Kimlere Zarar Verir? Ümmü Sıbyandan Muska ile Korunma |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:40 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
Ümmü Sıbyan Nedir? Kimlere Zarar Verir? Ümmü Sıbyandan Muska ile Korunma
Ümmü Sıbyan Nedir?
Ümmü Sıbyanın küçüğü toz kaldırarak dönen rüzgar ve ismine Talaz denen rüzgardır, Ortancası Kasırga, ve büyüğünede Hortum adı verilir.
Avustralya kökenli rüzgardır ve tazman canavarı cibilliyatlı çocuk doğacağı zaman talaz halinde başgösterir ve sonra kasırga olur sonra son halini alır ve hortum olur. Halid Bin Velidin Cibillyatı da toz koparandır yani Tazman Canavarı.
Hamile kadınlar, eğer talaz halindeyken, toz kaldırarak o dönen rüzgar içinde kalırlarsa, çocuk sakat yada cinlenmiş gibi olur, ve çoğunlukla kekeme olurlar o çoocuklar.
Rivayetlerede Ümmü Sıbyana karşı okuncak dua:
O nu ilk talaz halinde görünce üstünüze doğru gelirken görürseniz hemen istiaze duasını okuyunuz
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
diyerekten, o senip dinip kaybolasıya kadar çokca tekrar ediniz.
Ümmü sıbyan hastalığı
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?
CEVAP
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır.
işte "Raşidi Tahsini Şerifi" nde burda zikredilen bütün ayet ve dualar mevcuttur. Tahsini Şerifmizin Muska şeklinde taşınması, çocukları, hamile kadınları, ve normal yetişkin insları Allahın izniyle korur. Yakında sayfarımızda hizmet olsun diye, kendimizin hazırladığımız tahsini şerif muskalarımızı, dağıtıma ve satışa sunacağız. Raşidi Tahsini Şerif duasını sayfamızdan indirip, yada kopyeleyip, yazıcıda bastırıp, muska haline getiremeyenler, bizden hazırını sipriş verip temin edebilirler. Elbet ona harcadığımız zamanın ve posta masrafının ücretini ödmeniz lazım, o nu bedava adresinize gönderebilicek kadar zengin değilim. HTML ve PDF Versionunu bedava verdim daha ne yapan.
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.)
[Beyheki]
Kasırga ve subtropikal siklonların adlandırması farklı uyarı merkezleri tarafından, hava hareketlerinin gelişimi ve izlenmesini kolaylaştırmak amacıyla yapılmaktadır. Adlar seçilirken aynı kasırga havzasında oluşan fırtınaların ayırt edilmesine önem verilmektedir. Sürekli rüzgâr hızı 33 knot (61 km/sa; 38 mph) ve üzerinde olan hava hareketleri genellikle ilgili havza için hazırlanmış listedeki adla anılır. Adlandırma kuralları Batı Pasifik'teki tropikal stresler için de geçerliyken güney yarımkürede bir fırtınanın ayrı bir ada sahip olması için hava hareketinin merkez çevresinde sürekli rüzgârlar oluşturması gerekmektedir.
Tropikal siklon
Kasırga ya da tropikal siklon, büyük çaplı ve çok şiddetli, Beaufort ölçeğine göre saatte 118 km'den (75 milden) fazla hızla ve dönerek esen tropik rüzgârdır.
Doğu Büyük Okyanus ve Güney Atlantik hariç subtropikal ve tropikal iklim kuşağındaki bütün sıcak denizlerde sık sık meydana gelir. Ağustos, eylül aylarında Antiller'de görülür. Batı Büyük Okyanus’unda tayfun adını alır. Başlangıç ve mevsim sonu kasırgaları, Karayiplerin batısında görülür. Orta Amerika kıyılarının biraz açıklarında Büyük Okyanus'ta ve Meksika Körfezi'nde de sık sık rastlanır.
Köken bilimi
Kasırga kelimesi, Eski Türkçedeki "kasırku" sözünün günümüze ulaşmış biçimidir.[1] Kasırku ise "titretmek, sallamak" anlamına gelen "kasmak" fiilinden türemiş "fırtına" anlamına gelen bir sözdür.[2]
Kasırga kelimesinin İngilizcedeki karşılığı "Hurricane"dir. Bu kelimenin Orta Amerika'da yaşamış olan Mayaların kullandığı "Huracan" kelimesinden geldiği söylenir. Mayaların dilinde "Huracan", büyük rüzgârların (fırtınaların) ve kötü ruhların tanrısı anlamına gelirdi.[3] "Hurricane", İspanyolca "Huracán" kelimesi üzerinden türetilmiştir.[4]
Kasırga adlandırmaları
ve Kasırga isimleri listesi
Kasırgalara adları, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün daha önceden belirlediği listelere göre belirlenir. Bu amaçla Atlas Okyanusu'yla ilgili kasırgaları adlandırmak üzere erkek ve kadın adlarından hazırlanmış altı liste vardır. Her altı yılda bir tekrar ilk listeye dönülür. Listedeki her adın ilk harfi alfabetik sıraya göre belirlenir. Q, U, X, Y ve Z harfleriyle başlayan adlar kullanılmaz. Bir fırtınanın hızı, saatte 200 km'yi geçerse kasırgaya dönüşmüş olarak kabul edilir ve bu listelerde sırada bulunan ad, o kasırgaya verilir.[3]
Meydana geliş ve hareket
Kasırgalar o kadar güçlüdür ki her şeyi savurabilirler. 2002'de Avrupa'yı vuran Akdeniz Kasırgası'nın İstanbul'da savurarak kıyıya attığı bir gemi.
Atlantikte ortalama yılda yedi kasırga oluştuğundan Doğu Büyük Okyanus'ta da yaklaşık aynı sayıda kasırga meydana gelir. 1890-1910 arası çok, 1910-1930 arası az, 1930-1950 arası çok sık kasırga oluşmuştur. Kasırgaların ekseni kuzeybatı yönünde eser. Şu ana kadar Türkiye'de bir kere olup İzmir'in üstünden geçmiş ve 10-20 saat içinde Türkiye'yi terk etmiştir.[kaynak belirtilmeli] Ayrıca İstanbul'da bazı siklonik depresyonların (45–50 km hızla eser) 4–5 m dalgalara neden olduğu, demir direkleri devirdiği, basket potalarını parçaladığı ve hatta ağaçları yerinden söküp 150 metreye kadar kaldırdıkları bilinir.[kaynak belirtilmeli]
Kuzey Atlantik'teki kasırgalar genellikle hazirandan ekime kadar sürer. Bu süre içinde deniz yüzeyinde sıcak ve nem en fazladır. Mayıs ve kasım aylarında daha az, diğer aylarda ise pek seyrek meydana gelir. Kuzey Atlantik bölgesinde yılda meydana gelen ortalama trohadi loopik siklon miktarı sekizdir. Bunun beşi ise kasırga tipindedir. Eylül ayında Atlas Okyanusu'nun güneyindeki büyük subtropikal anti-siklon bölgesinde tropik fırtınalar eser. Antisiklon bölgesinin güneyinde esen doğu rüzgârları tarafından tahrik edilerek birkaç günlüğüne batı yönüne kayar. Fırtınaların çoğu antisiklon bölgesinin batı ucundan kıvrılarak bazıları Amerika'yı kasıp kavurur. Diğerleri ise kıyıdan geçer. Diğer fırtınalar kıvrılmadan batı yönünde doğruca eserek Meksika Körfezi'ni veya Orta Amerika'yı etkisi altına alır. Mevsimin başında ve sonunda patlak veren kasırgalar meydana geldikten sonra kuzey yönünde eserler. Fırtınaların hızı ortalama 80–240 km'yi bulur.
Rüzgâr ve yağış
Tropik bir siklonun kasırga olarak adlandırılabilmesi için hızının en azından 117 km/saat olması gerekir. Genellikle saate 240 km’den fazla hıza sahiptirler. Sebep oldukları doğrudan zarardan başka rüzgârlar felaketlere yol açan büyük deniz dalgalarına ve denizin kabarmasına yol açarlar. Carolis hareketleri adı verilen hareketler nedeniyle kuzey yarım kürede esen rüzgârlar saat yelkovanının tersi yönünde, güney yarım kürede ise saat yelkovanı yönündedir. Kasırgalarla birlikte yağış da gelir. Tropik bir rüzgâr kuşağının ortalama yağış miktarı 75–150 mm'dir. Daha çok yağış düştüğü de olur. Böyle yağışlar karaların iç kısımlarında ciddî sellerin oluşmasına neden olur.
Büyüklük ve yapı
Bu harita, 1985 ile 2005 yılları arasında dünyada meydana gelen tüm tropik kasırgaların hareketlerini göstermektedir. Her bir nokta altı saatlik aralarla kasırganın yerini, kullanılan renkler ise kasırganın Saffir-Simpson ölçeğine göre şiddetlerini gösterir.
Çok yüksek hıza sahip olan bulutların taşıdığı yağmur, genellikle daha sakin bir bölge olan kasırganın dönen kısmının arkasına düşer. Kasırganın çapı 50–800 km genişliğindedir. Büyük kasırgalarda havanın akımı 12.000 m’den daha üst bölgelere kadar etki eder. Hatta bazı kasırgalarda bu etki statosferde dahi görülebilir. Sağanak yağmur getiren kümülüs ve kümülinimbüs bulutları rüzgâr kuşağında sarmal bir şekil almaya meyillidirler. Şekiller radar ekranında görülebilmekte ve böylece muhtemel bir kasırganın gelişi anlaşılmaktadır. Kara istasyonları, uçaklar ve denizdeki gemiler, radarlar yardımıyla kasırgaları takip edebilmektedirler. Kasırganın merkezine (gözüne) yaklaşıldıkça rüzgârın hızı kesilirse de tamamen durmaz, yağış durur. Ortadaki bulutlar kaybolur, alçak bulutlar genellikle kalır. Aralarından güneş ışınları geçer. Kuşlar kasırga gözüne kapılır ve sürüklenir. Kasırga gözü geçtikten bir saat sonra ters yönde daha kuvvetli bir rüzgâr eser.
Kasırganın orta kısmı (otağı) sıcaklık normalden 10°-15 °C daha yüksektir. Çünkü, buradaki hava daha az hareketlidir. Yanlardaki yüksek hava basıncından merkezdeki alçak hava basıncına doğru kuvvetli bir hava akımı meydana gelir. Fakat bu iç hava akımı adı verilen oluşumun kuvveti, kısmen de olsa sürtünme ile hafifler. Kasırganın göz ve odak merkezi kısmından dış kısımlara özellikle yukarıya doğru merkezkaç kuvvetleri aracılığıyla bir hava akımı oluşur. Bu bölgede rüzgâr hızı azalır. Deniz seviyesindeki şiddetli siklonik akıma karşı antisiklonik bir akım meydana gelir. Kasırgalar, buharla çalışan basit bir motora benzetilebilir. Kasırgayı hareket ettiren güç, iç hava akımıdır. Hareketini sıcaklık değişiklikleri sağlamaktadır. Mal ve can kaybına sebep olan kasırgalar üzerinde senelerdir çalışmalar yapılmaktadır. Uydular ve diğer meteorolojik izleme aletleri kullanılarak kasırgaların doğuşu, takip ettiği yollar, büyüklüğü ve zararları hakkında yardımcı bilgiler alınmaktadır.
Tasmanya canavarı
Tasmanya canavarı (Sarcophilus harrisii) veya Tasmanya şeytanı, bir yırtıcı keseli familyası olan keseli sansargiller'den (Dasyuridae) bir hayvan türü. Bu familyanın şu an yaşayan en büyük temsilcisidir ve Sarcophilus cinsinin tek üyesidir. Ufak bir köpek ebatlarında ama yapılı ve kaslıdır. Şu anda dünyadaki en büyük etobur keselidir.
Bugün sadece Tasmanya Adası'nda yaşamaktadır. Anakara Avustralya'da tahminen 14. yüzyıl içerisinde nesli tükenmiştir. Evcil kümes hayvanlarının korunması için 1930'lu yıllarda yoğun olarak Tazmanya'da da avlanmışlardır. 1941 yılında Keseli canavarın koruma altına alınmasıyla adadaki varlıkları kendine gelmiştir. Ancak 1990'lı yıllarda baş gösteren bir hastalık, bu hayvanın geleceğini yeniden tehdit etmektedir. Çok yakında tehlike altında sınıflandırmasına girebilir. Tasmanya Hükûmeti hastalığın etkilerini azaltmak için önlemler almaktadır.
İsminin kökeni
Bu ismini, siyah kürkü, irkildiğinde yaydığı nahoş kokusu, yüksek sesle çıkardığı ürkütücü çığlığı [1] ve beslenirken sergilediği çok hırçın hareketlerden dolayı almıştır.
Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir. Doğa bilimci George Harris ilk 1807 yılında hayvanı incelemiş ve Didelphis ursina ismini vermiştir[1]. Daha sonra 1838 yılında Richard Owen tarafından adı Dasyurus laniarius olarak değiştirilmiştir. Ancak bu isim de uzun süre kalmadı. 1841'de Pierre Boitard türü tekrar kategorize etti ve Sarcophilus harrisii adını verdi. Türün en taksonomi incelemeleri 1987 yılında yapıldı ve Sarcophilus laniarius[2] adı verildi. S. harrisii ismi kaldı ve S. laniarius ismi de fosil türleri ile ilişkilendirildi.[3]. Tazmanya canavarı Sarcophilus cinsinin yaşayan tek üyesidir.
En yeni araştırmalar sonunda, Quoll ile yakın Tasmanya kaplanı (Thylacine) ile ise uzaktan akraba olduğu yönünde bilgiler elde etmiştir.
Fiziksel Özellikleri
Tasmanya canavarı, 1936'da son Thylacine'in ölümünden bu yana yaşayan en büyük yırtıcı keselidir. Erkek, baş dahil 65 cm büyüklüğünde, kuyruğu yaklaşık 26 cm uzunluğunda, ağırlığı 8 kg'dir. Dişi ise yaklaşık 57 cm, kuyruk 24 cm, 6 kg ağırlığındadır[4]. Tasmanya canavarının doğadaki ömrü ortalama 6 yıldır, esarette bu süre uzayabilir.
Vücut yapısı güçlüdür. Baş, kısa ve geniş, dişler sivri ve kemik parçalamaya uygundur. Kürkü genelde siyah ya da koyu kahvedir. Bir keseli memeli için alışılmadık bir biçimde ön ayakları arkalara oranla biraz daha uzundur.
Canavarın yüzünde ve kafasının tepesinde bıyıkları vardır. Bunlar karanlıkta yemek ararken avlarının ve diğer canavarların yerlerini tespit etmede işe yarar. Kışkırtıldığı zamanlar keskinliği kokarcanınkine rakip olabilen bir koku salabilir. Duyma egemen duyusudur, aynı zamanda mükemmel bir koku alma duyusuna da sahiptir. Canavar geceleri avlandığı için görme duyusu en kuvvetli siyah beyazdadır. Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar[5]. Memeliler arasında vücut oranı ayarlanarak yapılmış bir analiz, Tazmanya canavarının yaşayan memeliler arasında en kuvvetli ısırığa sahip olduğunu göstermiştir.[6]. Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.[5]
Üreme
Dişiler genelde cinsel erişkinliğe ulaştıkları ikinci yıldan sonra üremeye başlarlar. Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.[7] Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur. Erkekler, dişiler için dövüşürler ve dişi canavarlar baskın erkekle çiftleşir. Canavarlar tekeşli değillerdir ve dişiler çiftleşmeden sonra erkek tarafından korunmazlarsa birçok başka erkekle çiftleşebilirler. Gebelik 21 gün sürer ve her biri yaklaşık 0,18 - 0,24 gram olan (pirinç tanesi kadar bir büyüklükte) 20-30 arası yavru yumurta akı kıvamında bir sıvının içinde dünyaya gelir.[8]. Yavrular doğdukları zaman vajinadan annenin kıllarına tutunarak keseye giderler. Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır. 4 meme ucu bulunduğu için memeye ilk ulaşan 4 yavru hayatta kalır. Bir meme edinemeyen yavrular genelde anne tarafından yenirler. İstatiksel olarak erkeklere oranla daha fazla dişi hayatta kalır. Dişi Tasmanya canavarının kesesi aynı wombatta olduğu gibi arkaya doğru açılır dolayısı ile yavrular kesenin içindeyken dişinin yavrularla etkileşimde bulunması zordur.[7].
Kesenin içinde, beslenebilen yavru hızla gelişir. 15. günde kulakların dış kısımları görünür hale gelir. 16 gün sonra göz kapakları 17. gün bıyıklar ve 20. günden sonra da dudaklar belirir. Yavrunun tüyleri 49. günde çıkmaya başlar ve 90 gün sonunda tüm bir kürke kavuşur. Gözleri 87-93 gün sonra kürkün oluşması ile beraber açılır ve 100 gün sonunda meme ucundaki tutunuşları gevşer[7]. doğumdan 105 gün sonra ebeveylerinin 200 gr. ağırlığında küçük bir kopyası olarak keseyi terk ederler. Kanguru yavrularının aksine canavar yavruları keseye daha geri dönmezler. Onun yerine ekim kasım ayları arasında ilk kez dışarı çıkmadan önce üç ay daha inlerinde kalırlar. Ocak ayında bağımsız hale gelirler. Dişi canavarlar yılın altı haftası hariç yavrularına bakmakla meşguldürler.
Ekoloji ve davranış
Tasmanya canavarları gececi olmalarına rağmen güneşte yatmaktan hoşlanırlar. Dövüşlerden kalan yara izleri canavarın sol gözü üzerinde rahatlıkla görülebilir.
Tasmanya canavarları, tüm Tasmanya'ya dağılmış ve oldukça yaygındırlar. Şehirlerin civarları dahil olmak üzere tüm ortamlarda bulunurlar. Özellikle sahil ormanlarının ve kuru sclerophyll ormanları tercih ederler. Tasmanya canavarı gece ve alacakaranlık zamanlarının avcısıdır ve gündüzlerini yoğun çalılıklar veya bir delikte geçirirler. Genç canavarlar ağaçlara tırmanabilirler ama bu irileştikçe daha zor hale gelir. Genelde yalnız hayvanlardır ve sürüler oluşturmazlar[8]. 8–20 km² arasında değişen bir bölgeleri vardır.
Canavar o gün daha önceden bir araba tarafından öldürülmüş bir wallaby yiyor.
Tasmanya canavarları küçük bir wallaby büyüklüğündeki avlarla başa çıkabilirler ama pratikte fırsatçılardır ve avlanmaktan daha sık olarak buldukları leşleri yerler.
Aslında wombatları tercih etse de, her türlü küçük yerli memelileri, evcil memelileri (koyun dahil), kuşları balıkları, böcekleri, kurbağaları ve sürüngenleri de yer. Diyetleri çok çeşitlidir ve mevcut yemeğe göre değişir.[5] Ortalama olarak her gün kendi vücut ağırlıklarının %15'i kadarını yerler ama durum müsaade ederse 30 dakika içinde kendi ağırlıklarının %40'ını bile yiyebilirler[9]. Tasmanya canavarları leşten geriye hiçbir iz bırakmazlar et ve iç organlara ek olarak kemik ve kürk de dahil her şeyi yerler. Bu bağlamda bir leşi hızla silip süpürmeleri sayesinde leşte oluşup çiftlik hayvanlarına zarar verebilecek böceklerin yetişmesini önledikleri için Tasmanyalı çiftçilerin saygısını kazanmışlardır.
Yemek yeme, Tasmanya canavarları için sosyal bir olaydır. Canavara atfedilen gürültünün büyük bir kısmı 12'ye kadar hayvanın bir araya gelip yerlerken çıkardıkları bu toplumsal hırıltılardır. Bu sesler sık sık kilometrelerce öteden duyulabilir. Beslenmekte olan canavarlar üzerinde yapılan bir çalışma karakteristik saldırgan esnemeleri de dahil 20 farklı fiziksel duruş biçimi ve canavarların yerken haberleşmek üzere kullandıları 11 farklı ses olduğunu ortaya çıkarmıştır. Genelde baskınlık kurmak için sesler ve duruşlar kullanılır ama dövüşler de olur[9]. En agresifler erişkin erkeklerdir ve yemek ya da eş için kavgalardan dolayı yara izleri oldukça yaygındır.
Korunma durumu
Tasmanya bir süredir büyük keseli etoburların son sığınağıydı. İnsanların gelmesinden çok kısa bir süre sonra anakaradaki bütün büyük etoburların soyu tükendi. Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı. Fosil kanıtları Tasmanya canavarının anakarada yaklaşık 600 yıl öncesine (ilk Avrupa kolonisinden 400 yıl önce) kadar varolduğunu göstermektedir[4]. Soylarının tükenmesi dingolar ve Avustralya yerlileri tarafından avlanılmasına bağlanmaktadır[10]. Dingosuz Tasmanya'da etobur keseliler, Avrupalılar gelene kadar hala aktiftiler. Avrupalıların gelişinden sonra Thylacine'in soyunun tükenmesi daha iyi bilinir ama Tasmanya canavarı da tehdit altındaydı.
İlk Tasmanyalı yerleşimciler tadının dana etine benzediğini[1] söyledikleri Tasmanya canavarını yiyorlardı. Canavarların çiftlik hayvanlarını avlayıp öldürecekleri inancı üzerine, tüm şehirsel alanlardan kökünün kazınması için 1830'da bir ödül yasası yürürlüğe girdi. Bunu izleyen yüzyıl boyunca tuzaklar ve zehirleme, soylarını tükenmenin eşiğine getirdi. 1936'da son Tasmanya kurdunun ölümünden sonra canavarlar için olan tehdit anlaşıldı. Tasmanya canavarı 1941'de koruma altına alında ve nüfusu yavaşça kendini toparladı.
Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de[4]. Tasmanya canavarı'nın şu anki nüfusunun 100.000 ile 150.000 arasında olduğu düşünülmektedir. 10–20 km² başına 20 canavar[5]. Tasmanya ve Avustralya, Tasmanya canavarlarının ihracını yasaklamıştır.
Canavar yüz tümörü hastalığı
İlk kez 1996'da otaya çıkan canavar yüz tümörü hastalığı (devil facial tumour disease - DFTD) Tasmanya'nın vahşi canavarlarını kırıp geçti. Tahminler, hastalığın canavar nüfusunun %20 ile %50'si arasını vurduğu ve ülkenin %65'inde etkili olduğu yönünde[11][12]. Etkilenen yoğun nüfuslu bölgelerde ölüm oranı 12-18 arasında %100[13]. Tür, Tasmanya'nın Tehdit Altındaki Türlerin Korunması Yasası (Threatened Species Protection Act 1995) ve Avustralya'nın Çevre Koruma ve Biyoçeşitliğin Korunması Yasası 1999 yasalarının 2006 yılı sürümlerinde Hassas olarak listelendi. Bu, türün orta vadede soyunun tükenme tehlikesinde olduğu anlamına geliyor. IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor. En son değerlendirildiğinde asgari endişe (IUCN Kırmızı Liste|LC) olarak listede yer aldı.[14]
Hastalığın yol açtığı yıkımı azaltmak amacıyla başlatılan üreme programında yaşamını sürdüren bir Tasmanya canavarı dişisi.
Hastalığın yayılması ve hastalıktaki değişimleri takip edebilmek amacı ile vahşi Tasmanya canavarı nüfusları izlenmektedir. Saha izlemeleri, belirlenmiş bir alan içerisindeki canavarların yakalanması ve hastalık için kontrol edilmeleri ve etkilenmiş hayvanların sayısının belirlenmesinden oluşuyor. Aynı alan hastalığın zamanla yayılmasını nitelendirmek amacı ile tekrar tekrar ziyaret edilmektedir. Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir. Türetilmiş diğer bölgelerdeki uzun vadeli izlemeler bu sonuçların kalıcı olup olmayacağını ve nüfusların toparlanıp toparlanamayacağını gösterecek[12]. Saha elemanları ayrıca hastalanmış canavarların yakalanıp vahşi nüfustan arındırılmalarının etkinliğini araştırıyor. Hastalıklı canavarların vahşi nüfuslardan ayıklanmasının, hastalığın yaygınlığını azaltması ve daha çok canavarın gençlik yıllarını geçerek üremesini sağlaması umut ediliyor.[12]
Taroona'nın banliyösü Hobart ve Batı Tasmanya açıklarındaki Maria Adası'ndaki tesislerde hastalıksız canavarlardan oluşan iki "sigorta" nüfus yerleştirildi. Anakaradaki hayvanat bahçelerinde ıslah edilmeleri de başka bir seçenek. Tasmanya ekosistemindeki varlığı 2001 yılında yasadışı olarak doğaya salınmış kızıl tilkinin yayılmasını engellediği için Canavar sayısındaki düşüş aynı zamanda bir ekolojik sorun olarak da görülmekte.[13][15] Tilkiler Avustralya'nın tüm eyaletlerinde problem yaratan istilacı türlerdir ve tilkilerin Tasmanya'da yayılması Tasmanya Canavarı'nın kendini toparlamasına köstek olacaktır.
Kültürel referanslar
Tasmanya canavarı, Avustralya'da simge haline gelmiş bir hayvandır, Tasmanya Ulusal Parklar ve Vahşi Yaşam Servislerinin ve "Şeytanlar" diye bilinen Avustralya futbolu takımının simgesidir.
İhracındaki sınırlamalar yüzünden Tazmanya Canavarı esarette sadece Avustralya'da görülebilir. Bilinen son denizaşırı canavar 2004 yılında Kaliforniya'da öldü. Buna rağmen Danimarka Prensi Frederick'in ve Tasmanya'lı eşi Prenses Mary'nin ilk oğullarının doğumundan sonra Tasmanya Hükûmeti Kopenhag Hayvanat Bahçesine bir çift Tasmanya canavarı hediye etti[16]. Bunlar Avustralya dışında bilinen tek Tasmanya canavarlarıdır.
Belki de Tasmanya canavarı, uluslararası kamuoyunda en çok Looney Tunes çizgi karakteri "Tasmanian Devil" ya da "Taz"'a ilham olması ile bilinir. Tasmanya canavarı ile vücut bulduğu çizgi karakter arasındaki tek benzerlik doymak bilmez iştahları ve utangaçlıklarıdır.
Bu Bir Karoglan Derleme Makalesidir
Raşit Tunca
Schrems, 05.09.2022
Kaynak ve Dipnotlar :
Raşit Tunca
Wikipedia
Dinimiz islam
|
|
|
Eski Ümmetlerde Görülen Sureten Çarpılmışlık Nedir? |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:38 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
Eski Ümmetlerde Görülen Sureten Çarpılmışlık Nedir?
قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ
De ki: “Allah katında uğrayacakları ceza itibariyle kötünün kötüsü bir durumda olanları size haber vereyim mi? Bunlar, kendilerini Allah’ın lânetlediği, gazabına uğrattığı, kimini maymunlara, kimini domuzlara çevirdiği kimseler ve şeytânî güçlere tapanlardır. İşte bulundukları yer ve konum itibariyle en kötü olan ve dosdoğru yoldan en çok sapanlar onlardır.”
Mâide / 60. Ayet
maide sofra demektir ve bu ayet sofra suresidne geciyor cünkü carpilmislarin biriside isa sofrasindann dolayi oldu ve olay böyle oldu :
Hz. İsa'nın büyük mucizelerinden birisi de sofranın inmesi idi. Sofranın inmesinin sebebi şu idi: Havariler, Hz. İsa'ya: ''Ey Meryem oğlu İsa! Rabb'in bize gökten bir sofra indirebilir mi?'' dediler. Hz. İsa da:
قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا ع۪يدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ
''Allah'ım! Rabb'imiz! Bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenler için (o gün) bir bayram olsun ve (bu hadise), senden bir mucize olsun .. '' (Maide suresi, ayet 114) diyerek dua etti. Bunun üzerine Allah (C.C.) bir sofra indirdi ve onlar bunu yiyip bitiremediler. Hz. İsa onlara: Bu sofradan saklamak ve evlerinize götürmeniz yasak dedi. bir şeyler almadığınız müddetçe, böyle inmeye devam edecektir. dedi. Fakat ne yazık ki, bir gün bile geçmeden onlar sofradan bir şeyler alıp evlerine götürme hareketine giriştiler. Sofradan alıp evlerine gittikten sonra, Hz isa'ya (Sözüne) itaatsizlik eden bu kişiler, domuz şekline sokuldular.
Yukardaki birinci ayette geçen لطَّاغُوتَۜ Tağut Ne Demektir?
Tağut kelimesi hem Mekke hem de Medine ayetlerinde Kuran'ın çeşitli yerlerinde geçmektedir.
Arapça Tağut kelimesi, sınırları aşmayı ya da taşkınlığı ifade eder. Bu kavram İslami bağlamda üç inançsızlık aşamasıyla ilişkilendirilir;
Allah'a karşı yapılan itaatsizlik,
Allah'a itaat etmesi gerektiği fikrini reddetme, küfre başvurma,
Allah'a isyan etmek değil, aynı zamanda isyanlarını da empoze etmek ve şirk koşmak tağut olarak kabul edilir.
Kişinin sınırı geçip, Allah'ın yanında kendisini ortak kılacak şekilde aştığını söyleyebiliriz. Kişi farklı şekillerde Allah'ın yanında kendisini ortak olarak konumlandırabilir. Daha geniş anlamda, aslında Müslüman birini kötü şeylere yönlendirebilecek her şeyi ifade etmektedir.
Kuran'da sahte ilahları ve şeytan, put, insan veya başkaları şeklinde Allah'ın kurallarına ıtaatsizlik edip te aykırı olanları içerir.
şeytan şeytan olmadan önce melekelerin hatipi konumunda Yani melkler vaaazlar eden kimse ve bir nevi melek suretinde iken ve ismi Azazil iken, allah ademe secde edin deyice onun süzüne ilk itaatsizlk eden olranktan ilk sureten çarpılan ve melk suretinde iken Tağut suretine çarpılan kimsedir yani sahte TANRI - TANRI THOR ve Thursday günü olan bu olaydan dolayi perşembe gn smnı ondan olır tağt veya thor kızgın boğa ıspanyada kı arenada boğalar kızdırılınca söylenen söz THOROOOOOO yani haydi sinirlen biraz demektir
Thuruz veya toros ve toroslar akdeniz bölgesinin denize bakan tarafindaki dağ kümesidir yani sadece hayvan suretine degil birde dağ ve taş suretine çarpılmışlık ve keşke toprak olsaydım da görmesedim kim dedi ayeti ve kıyametin sona yakın alametlerininde ortaya çıkma vakti geldi
اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَر۪يبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَابًا
İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yenzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
ve TOROSLAR ve hangi batan ümmette oldu bu olay acaba haaaa hz meryem dedi aslinda bu alttaki ayette yaziyordu amma orjinali yok ayetin
فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْيًا مَنْسِيًّا
Fe ecâe hel mehâdû ilâ ciz’ın nahleh(nahleti), kâlet yâ leytenî mittu kable hâzâ ve kuntu nesyen mensiyyâ
Doğum sancısı tutunca mehdi onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.
Meryem Suresi 23
....
Hadis-i şerifte, (Gadab imanı bozar) buyuruldu. (Beyheki)
(Öfke, şeytandandır. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Öfkelenince abdest alın!) [Ebu Davud]
(Sinirlenen, ayakta ise otursun. Öfkesi geçmezse yan yatsın.) [Ebu Davud]
Tirmizi’deki hadis-i şerifte, (İnsanlar çeşitli mizaçtadır. Kimi geç kızar, öfkesi tez geçer. Kimi çabuk kızar, çabuk yatışır, bu ise kendisini telafi eder. Kimi de tez kızar geç yatışır. En iyisi, geç kızıp öfkesi çabuk geçendir. En kötüsü de, çabuk kızıp geç yatışandır) buyuruldu.
ingilizccede ve smilieslerdeki "Evil" dir o sinirlenen yani
Ahirzmanda da Mehdiyi görüp bilip duyudktan sonra, O'na ve sözlerine itatsizlik edenlerden, çeşitli suretlere çarpılmışlar görülcektir, mesela elleri kolları yengeç kıskacına dönenler, at eşek kuyruğu gibi kuyruklu suretlere girenler, deniz kızı, deniz atı ve benzerleri suretine suretleri dönenler,...medusa en büyük örnektir bunlara
Bu bir Karoglan Makalesi
Raşit Tunca
Schrems,01.09.2022
|
|
|
Sokratesin iyilik ve Kötülük Anlayışına Tepkimiz |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:36 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
Sokratesin iyilik ve Kötülük Anlayışına Tepkimiz
"Sadece bir iyi vardır, bilgi ve sadece bir kötü vardır, cehalet"
(Sokrates)
قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟
Zümer süresi 9 dan
Bilgi yani ilim ve, alim yani bilen kimse...
hakkında kuran hiç bilenler ile bilmeyenler bir olurmu diye tarif eder
yine ulul elbab bir ilmi ve biligiyi o bilginin bilenine yani o ilimin erbabina sorun yani bilenlere sorun yada zikir ehline sorun diye tarif eder.
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ اِلَّا رِجَالًا نُوح۪ٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَۙ
Nahl Suresi 43. Ayet
Amma sadece iyi olan bir bilgi değildir, alim ismi ve ilim ve bilmek Allah'ın 99 esma veya sıfatından sadece birisidir ve cemali isimlerdendir ki iyi sonucu olan isimler. Allah'ın cellali isimlerinden mesela "Elkahhar" kahreden veya "El mümitü" öldüren veya zarar veren ismleride vardır meseala der ki kuran Allah kimi dallin ehlinden(delalette yani o muydu bu muydu diye bocalayıpta sapıtankimsler) den ettiyse onu aydınlatabilcek veya hidayete erdircek bir kimse bulunmaz.
مَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِىَ لَهُۥ ۚ وَيَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
Men yudlilillâhu fe lâ hâdiye leh(lehu), ve yezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn
Araf suresi 186. Ayet
Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
Dikkat: "Allah, kimi saptırırsa" o zaman Allah dilerse saptırır veya Allah cebbardır deyince Allah iyi değilde kötü mü oldu bizim anladığımız tanrı ve Allah kötü Allah mı, saptıranı biz şeytan diye biliyorduk halbuki saptıranda Allah mış, bu ayet öyle demiyor mu? Allah öldürünce Allah kötü Allah mı? Allah cehennemi halkedince kötü mü oldu, Cehennem ne kötü birşey, insanları yakacak, insan yakmak ne kadar kötü birşey değil mi? Hi Hitler amcası yahudleri yakmış, ne kadar kızıyorlar yahudiler o na bugün, peki Allah cehennemi yaratınca veya mesela Adolf Hitleri yaratınca kötü Allah mı oldu yani?
Mesela Hackerlik te bir ilimdir, ve hackerlik ilmi bilmeyen hackerlik yapamaz, peki eğer bilgi hep iyilik olsaydı hackerlik bilmek ve yapmak ta iyi birşey olurdu yine hırsızlık bir plan proje ister yetenek ister hepsi bir ilimdir eğer bu ilmi bilen öğrenen ve yapan birisi iyi olsaydı hırsızlık iyi olurdu
Ve cehalet de o kadar kötü olsaydı ay a bakıpta peynir topağı sanan fare kötü bir hayvan olurdu fare o kadar kötü değildir, yaratılış zincirinin halkalarından birisdir o da, sadece belki ters tarafa dönen gezegen yada dişli gibi belki ters tarafa dönüyor olabilir fare delik ve kovuk açan hayvanlardan birisi fareyi görüpte, ilk insan, belki delik ve kovuk açarak veya in (Mesala ayının ini vardır) yaparak yeva mağarada ve kovukda ilk evinde yaşamasını öğrendi belki de, yani dişlinin bir carkıdır o, ve cahilce inanmanında faydası keşfoldu bugün, ve ismi plesebo etkisi , cahilce inanmak plesobo etkisi yapıyor, plesebo etkisi yeri gelince çok güzel bir etki, yapılamayacak güç işler o sayede kolay oluyor.
Sokrates bilgiye tapanlardan birisi demek ki "Yani Allahın alim ismine tapan" yani. Yolcunun yolda giderken güzel bir şehir görüp ya da göç eden bir kavmin suluk ve yeşillik güzel bir yer görünce oraya konması gibi, sokrates ilim köşkünü beğenmiş ve konmuş halbu ki daha binlere güzel burc ve kale ve iyilik vardır, da binlerce de kötülük vardır, ve sadece cehalet kötü olsaydı bütün katiler cahillerden olur du halbuki bütün katiller bu ahir zamanda en az üniversite mezunu kimseler haberlere bir bakın hadi abartmayalım en az ilkokul mezunu çünkü, ilkokula gitmeyen kalmadi gibi ve eskiden ilim okulda ögretiliyordu artik youtube instagram face google var ve maymunlar bile neredeyse bilmediklerini google amcaya yazp sorup cevabını bulcaklar ve öğrencekler o zaman bu devirde cehalat öldü kardeşim amma işte 'Hak ilmi' ne okul da ne üniversite de ne de google de nede facebook da öğrenilir 'Hak ilmi yani ilmi Ledün' denen ilim Allah'dan direkt kalblere inen bir ilimdir vesselam.....
Rasit Tunca
Schrems, 01.09.2022
|
|
|
Sadenes Nedir Cinsiyetsizlik Nedir Neden Olur |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:34 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
Sadenes Nedir Cinsiyetsizlik Nedir Neden Olur
ALINTI HABER Hürriyet COM dan
Cinsiyeti 3 aydır belirlenemedi
Aantalya'da çift cinsiyetli dünyaya gelen ve D.G. adı verilen bebeğin kız mı erkek mi olduğu, 3 aydır belirlenemedi. Bebeğin cinsiyeti, kromozom araştırması sonunda saptanacak.
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde üç ay önce dünyaya gelen çift cinsiyetli D.G.'nin önce kız olduğuna karar verildiğini söyleyen anne 27 yaşındaki Gülşah G., “Daha sonra bebeğimin çift cinsiyetli olduğunu öğrendik. 3 aydan beri yapılan incelemelere karşın cinsiyeti tam olarak belirlenemedi” dedi. Kromozom araştırmasının hala sürdüğünü, doktorların kromozomun her gün farklı özellikler gösterdiğini söylediğini belirten Gülşah G., “Bekleyişimiz sürüyor” dedi. Doğumun ardından bebeğinin bir süre kendisine gösterilmediğini ve çift cinsiyetli olduğunun saklandığını anlatan Gülşah G., “Durumu birkaç gün sonra öğrendim” diye konuştu. Bebeğinin her gün ayrı testlerden geçirildiğini söyleyen anne G., şöyle devam etti:
“Çaresizim, birşey yapamıyoruz. Bir gün ‘kız', diğer gün ‘oğlan' diyorlar. Artık bebeğimin kimliğini söylesinler. Biri sorduğunda kız mı diyeceğim, oğlan mı diyeceğim. İnsan çocuğuna kızım ya da oğlum diyemez mi? Psikolojim bozuldu. 3 aydır yapılan tetkikler neticesinde bebeğimin cinsiyeti hala belli olmadı.”.......
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/cinsi...i-14117026
ALINTI HABERiN SONU
Haber 2010 Senesinin Mart Ayının Haberi
Yani uzun zamandır Z Kuşak devrine girmiş bulunuyoruz yani Cinsiyetsizlik devri ve Cinsiyetsiz insanlar ve Cinsiyetsiz cocuklar devri
Erkeklik ve kadınlığın elimizden alınması demektir bu, yani ilk üreme haline, kainatımızın yaratılışı ve, yaratılışın başına geri dönüş, yani ilk tek hücreli canlılar, sonra cok hücreli, sonra eşeysiz üreme, sonra eşeyli üreme, yani şu anda bu hal, eşeysiz üreme, yani şeytan ve mikropların yaratıldığı ve ürediği ilk vakit ki hale geri dönüş (Ögelana kamçılı ve Terliksi hayvanlar vakti) ve galakisimiz o mevsime girmiş bulunuyor, herhalde döngü oraya kadar geldi mi, aynı yaz geldimi, havanın yaz günü gibi ve sıcak olması gibi, galaksimiz oraya gelince de, ilk yaratılış halleri tezahür ediyor demek ki..
Gökkuşağının altından geçen kız, erkek; erkek de kız olur. SIFIR Noktası çizgisi ve, ondan öncesi, eksi kutup, negatif veya kadın ve dişil beden, ve sonrası plus, artı veya erkek bedene sahip olma...
Yuvarlak, yani Dairesel GATE, kainatlar arası kapının açılması sonucu, o deltoid den (GATE daireden) dünyamıza geçen ruhlar ki, bunlar Hz. Yunus aleyhsselamın döneminin imanlı kimseleri ve, o vakitte ki cenneti kazanmış olanların, ahir zamanda cennete geçiş merasimi olan, gökyüzünde yağmurdan sonra gökkuşağı oluşması ve, oradan geçen ruhlar, yanı johannesler, yunus parçaları, dervişlik, derviş yunusluk, yunus balığı flipper ve, flipperlik vakti, yani Z, yani Zeka ve Zeki insanlar vakti.
Çağlar ve kuşaklar arasında, sosyo-ekonomik, kültürel, politik ve teknolojik anlamda önemli farklar var. Her nesil kendinden sonra gelen nesli sorumsuz, sabırsız ve yozlaşmış olarak görüyor. Genç nesil ise kendinden önceki neslin çağın gerisinde kaldığını düşünüyor. Kuşaklar arasındaki bu fikir çatışması hiç değişmiyor. Her nesil yaşamı kendinden bir önceki nesle göre farklı algılıyor ve anlamlandırıyor. Tarihi kırılmalar, toplumu etkileyen büyük olaylar nesillerin karakterini oluşturuyor. Savaşlar, doğa olayları, kültürel olaylar nesillerin karakterini biçimlendirir. Her yenilik o dönem yaşayan neslin değerlerini de oluşturur. Özellikle teknolojinin gelişimi, bilişim teknolojilerinde meydana gelen farklılaşmalar, sosyal medyanın hayatımıza girmesi, sanal bir dünyanın ve sanal kimliklerin oluşumu kuşaklar arasındaki farklılığı daha da derinleştirdi.
X, Y, Z Kuşağı Nasıl Tanımlanıyor?
Peki; bugün sosyo-politik, kültürel ve teknolojik anlamda X, Y, Z kuşağı nasıl tanımlanıyor?
Öncelikle bahsetmemiz gereken iki ve eski önemli kuşak var. Birincisi; “Sessiz Kuşak”. 75 yaş üstü kişiler bu kuşağa mensuplar. Bu grup hem geleneğin hem de geçmişin temsilcisi. Kıtlık ve savaş gören bu nesil sonraki kuşaklara oranla daha sorumluluk sahibi, sadık ve düşünceli… Çalışmak için yaşıyorlar ve ülkelerin değerlerini yüceltmek ve yükseltmek onlar için temel amaçlardan bir tanesi… Sessiz kuşak olarak anılmalarının en önemli nedenlerinden biri her zaman görev insanı olmaları… Bu neslin ardından “Baby Boom” olarak anılan ve bebek ölümlerinin azalıp doğum oranlarının arttığı dönemi yaşayan nesil geliyor. Baby Boom nesli aynı zamanda teknolojik anlamda ilk değişimleri gören ve anlamlandıran nesil olarak biliniyor.
Gelelim; X, Y ve Z kuşağı konusuna… Aslında tanımlamalar farklı kaynaklarda farklı şekilde yapılıyor. Tarihler farklılık gösterse de; asıl üzerinde durulması gereken konu ise bu nesilleri farklı davranış biçimlerine göre yorumlamak.
X Kuşağı
X kuşağı 1965 ile 1980’ler arasında doğan nesli tanımlamak için kullanılıyor. Bu kuşak Amerika Birleşik Devletlerinin %45’ini, Türkiye’nin ise %22’sini oluşturuyor. X kuşağı disiplinli, otoriteye uyumlu bir kuşak olarak nitelendiriliyor. Microsoft, Amazon gibi büyük şirketler bu jenerasyonun girişimlerinin eseri… Toplumsal olaylara duyarlı bir nesil oldukları biliniyor ancak; kendi sorumlulukları dışında kalan alanlara müdahale etmek istemiyorlar. Bu noktada her konuda kendi görüşünü öne süren Y Kuşağı ile çatışıyorlar.
Y Kuşağı
Y Kuşağı, her şeyi sorgulayan bir nesil. 1980 – 1996 yılları arasında doğanlar Y kuşağı olarak adlandırılıyor. Aynı zamanda “MTV Kuşağı” olarak da biliniyorlar. Türkiye’de bu jenerasyona mensup 27 milyon kişi var. Bilgisayar ve internetin ortaya çıktığı dönemi yakalayan ve sosyal medyaya ulaşan ilk nesil Y kuşağı… Sosyal medyayı ve teknolojiyi etkin kullanıyorlar. Esnek saatlerde çalışmak istiyorlar. İş odaklılar, iş bitirmek istiyorlar ama, işe gelmek istemiyorlar. Parayı harcamak için kazanıyorlar. Kurumlara sadakatleri az, özgüvenleri yüksek. Sık sık iş değiştiriyorlar. Tasarım, medya gibi yaratıcı alanlara ilgi duyuyorlar. Kendilerine ait bir mizah anlayışları var ve bu onları farklı kılıyor. Aynı zamanda bugünkü startup ekosistemini oluşturan nesil olarak biliniyorlar.
Z Kuşağı
Ve son olarak Z kuşağı! 1999 -2000 sonrasında doğanlar Z kuşağı olarak tanımlanıyor. Z kuşağı, dünya nüfusunun %25’ini, Türkiye nüfusunun %17’sini oluşturuyor. Onlar, dijital çağın çocukları, okuma yazma öğrenmeden önce tablet kullanmayı öğreniyorlar. Sosyalleşme anlayışları önceki kuşaklara göre oldukça farklı. Sanal gerçekliğe önem veriyorlar. Aynı anda birkaç işi birden yapıyorlar. Edindikleri bir bilgiyi teknoloji aracılığıyla sorguluyorlar. İş gücüne katılmaya başladılar. Aralarında Youtuberlar, girişimciler var. Küreselleşmenin etkilerini en çok hisseden nesil Z kuşağı… Aynı oyunları oynuyor, aynı Youtuberları takip ediyor, aynı dizileri izliyorlar.
Z kuşağı aynı zamanda dünya için umut veren bir nesil… Z kuşağına, kanserin tedavisini bulacak, Mars’a yolculuk yapacak, Ay’a koloni kuracak, demokrasiyi, adalet ve eşitliği yaygınlaştıracak, iklim krizini ortadan kaldıracak nesil gözüyle bakılıyor.
Z Kuşağı Nedir? Z Kuşağının Özellikleri Nelerdir?
Günümüzde beş farklı kuşağın olduğu bilinmektedir. Bunlardan ilki, 1927 ile 1945 yılları arasında iki dünya savaşının arasında doğan insanların Sessiz Kuşak olarak, 1945 ile 1964 yılları arasında doğanlar ve dünyada doğum hızındaki büyük artışı temsil etmiş olan bu olaya “baby boom”, doğanlara ise “baby boomer” yani Bebek Bombardımanı Kuşağı denilmiştir. Bireyciliği temsil etmiş 1965 ile 1979 yılları arasında doğanlar X kuşağı, bugünün en büyük tüketici grubunu temsil eden 1980 ile 1999 yılları arasında doğanlar Y kuşağı ve son olarak doğuştan dijital doğanlar olarak ifade edilen 2000 ve sonrasında doğanlar Z kuşağını oluşturan gruptur.
Z kuşağı nedir?
Son zamanlarda adından sıkça bahsettiğimiz Z kuşağı, günlük hayatımızın hemen hemen her alanında yaygın olarak kullanılan teknolojiler ile iç içe yaşanan bir zaman diliminde doğan ve bu zamanın getirdiği çeşitli özellikleri içinde barındıran bir kuşağı ifade eder. Z kuşağı bir diğer adı ile Z jenerasyonu, X ve Y kuşaklarındada olduğu gibi yıllarla belirlenir.
Z kuşağının özellikleri nelerdir?
Milenyuma yakın ve sonrasında doğan bireyler olarak adlandırılan ve gelişen teknolojiler içerisinde büyüyen bu bireyler teknoloji ile birlikte yaşamayı sürdürüyor.
Peki bu Z kuşağının özellikleri nelerdir?
Z kuşağı bireylerinin analitik ve hızlı bir şekilde düşünme metotlarının yüksek olduğu söylenmektedir.
Takım çalışmalarına pek fazla yatkın olmayan bu kuşağın, kendilerine olan özgüvenleri oldukça yüksektir.
Onlar adına mümkün olmayan herhangi bir şey yoktur.
Z kuşağı özgürlüğü önemser ve bağımsızdırlar.
Tamamiyle teknolojinin hakim olduğu çağda doğmuş olmalarından kaynaklanan, dijital doğanlar olarak teknoloji ile sürekli iç içe yaşayan bu kuşak, internet kuşağı olarak da adlandırılmaktadır.
Çok çaba harcamak ve özveri sergilemek Z kuşağına göre değildir.
Dijital dünya ve teknolojinin sayesinde bilgiye ulaşımın oldukça çabuk olmasından dolayı hızlı bir şekilde yaşamaya alışkındırlar.
Toplumsallaşmaya dayalı olarak bütünleşmeler Z kuşağına göre değildir. Daha çok bireysel olmaya önem verirler.
Ailelerinin veya akrabalarının çizdiği yollardan değil kendi bildikleri yolları çizmeyi isterler.
Z kuşağının hayal dünyaları oldukça geniş denilebilir.
Aynı anda bir çok işi yapabilecek kapasitededirler fakat bunun için sıkılmamaları gerekir.
Ayrıca, Z kuşağı yukarda da söylediğimiz gibi çok çaba harcayan ve azimli bireyler olmadığından dolayı, X kuşağı ile bitmek bilmeyen bir çatışma içerisindedir. Y kuşağı ile de genellikle iyi anlaştıkları bir ilişkileri vardır.
Z kuşağı hangi yıllar arasında doğanlar?
Çoğu kaynağa ve araştımacıya göre Z kuşağı, Y kuşağından sonra ve Alfa kuşağından önce 1997 yılı ile 2012 yılları arasında doğan herkestir. Bu kuşağın çoğunluğunu X kuşağının çocukları oluşturmaktadır.
Z kuşağının X ve Y kuşaklarından farkı nedir?
Herhangi bir demografiyi ya da kuşağı küçümsememeli, etiketlememeli ya da klişeleştirmemeliyiz, ancak belirli bir insan grubunu, bir kuşağı çevreleyen geçmiş hikayeleri ve algıları daha iyi anlamak, onların farklı tutumlarını, bakış açılarını ve motivasyonlarını takdir etmemize yardımcı olur. Bu da, onları daha etkin bir şekilde yönlendirmemizi ve onlarla kolaylıkla etkileşim kurmamızı sağlar.
Her neslin farklı kişilik özellikleri vardır.
X kuşağı, 1960'ların başlarından 1980'lerin ortasına kadar doğan insanları ifade eder. Özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
X kuşağı çalışanlar, iş gücündeki konumları nedeniyle şirketler için oldukça değerlidir çünkü işverenlere zengin bir bilgi, deneyim ve istikrar sunabilir.
X kuşağı, yetişkinliğe erişmeden önce kendilerine bakmaya alıştıkları için kendi kendine yeterli, becerikli ve bireyseldir.
Özgürlüğe ve sorumluluğa değer verirler, zorlukları kendi başlarına aşmaya çalışırlar.
İşte geçirilen zamanla kişisel zaman arasında sağlıklı bir dengeye değer verir ve kendi isteklerinin peşinden gitmek ister.
Güçlü bir girişimci ruha sahip olma eğilimindedirler.
Analogdan dijital teknolojiye geçiş sırasında büyüdü. Bilgisayarlarla büyüyen ilk nesil olarak, yeni teknolojik programları kolaylıkla öğrenip adapte olabilirler. Cep telefonlarının ve internetin doğuşuna tanık oldular. Bilgisayar, tablet ve akıllı telefon gibi çeşitli teknolojik cihazlarla rahattırlar.
Bunun yanında Y kuşağı, 1980'lerin başı ile 1990'larin sonu arasında doğan nesil olarak bilinir. Bu neslin ne zaman başlayıp bittiğine dair kesin bir tarih yok ve uzmanlar da Y neslinin ne zaman başladığı konusunda hemfikir değiller. Y kuşağından bekleyebileceğimiz özelliklerden bazıları şunlardır:
Y kuşağı yenilikçidir ve daha verimli olmanın yeni yollarını arar.
Bireysel olarak çalışmak ve belirli bir dizi göreve odaklanmak yerine, Milenyaller genellikle projeleri tamamlamak için birlikte çalışmanın yollarını bulmaya çalışırlar.
Zorlukların ve engellerin üstesinden gelmek için çok çalışmaktan korkmazlar.
Dijital iletişim ve sosyal medya dünyasında büyüdükleri için bu da onları diğer nesillerden daha fazla övgüye bağımlıdırlar.
Y kuşağının çoğu esnek bir çalışma programını ve iş yerini tercih eder.
Y kuşağı teknoloji ile büyüdü ve işlerini daha iyi yapmak için ona güveniyorlar. Akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar ve diğer cihazlarla donanmış bu nesil, e-posta, SMS ve sosyal medya platformları (yani Twitter, Instagram) aracılığıyla iletişim kurmayı severler.
Son olarak, Z kuşağı ise yukarıda belirttiğimi gibi Z Kuşağı, 1997 ve 2012 yılları arasında doğan bir grup insandır. Z kuşağının her üyesi kendi kişiliği, değerleri ve inançları ile benzersiz bir birey olsa da, bu kuşaktaki birçok insan aşağıdaki gibi bir dizi benzer özelliği paylaşır:
Z kuşağının belki de en göze çarpan özelliklerinden biri, teknolojiye olan güvenleridir. Z kuşağı, internetten önceki bir zamanı hatırlayan nesillerden farklı olarak, kişisel bilgisayarlar ve mobil cihazlarla dolu bir dünyaya doğdu. Cihazlarına kendilerini yoğun bir şekilde adadıkları için bunları gün boyunca kişisel ve profesyonel etkileşimler için sürekli olarak kullanırlar.
Z kuşağı, rekabetçi ruhları ile tanınır. Belki de bilgiye sürekli erişimleri nedeniyle doğru cevabı bilmek ve hemen paylaşmak istiyorlar. En iyisi olmaya ve başarılarının takdirini kazanmaya aşırı derecede odaklanırlar.
Çeşitliliği memnuniyetle karşılarlar. Diğer ırklardan, cinsiyetlerden ve geçmişlerden insanlarla kolayca etkileşime girebilir (özellikle çevrimiçi olarak), fikir ve inançları paylaşabilirler.
Z Kuşağı üyeleri bağımsız çalışmayı ekip çalışmasına tercih eder.
Fikir paylaşmanın ve söylemde bulunmanın yaygın olduğu dijital bir dünyada büyüyen Z Kuşağı üyeleri, fikir ve görüşlerini başkalarıyla paylaşmaya isteklidir.
Mesajlaşmaktan ve görüntülü sohbet etmekten hoşlanırlar, ancak Y kuşağına göre yüz yüze konuşmaya katılma olasılıkları daha yüksektir ve genellikle aktif olarak insan etkileşimi ararlar.
Z kuşağının artı ve eksi yönleri nelerdir?
Z kuşağı birçok artı ve eksi özelliği içerisinde barındırır. Artı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
Dünyada neler olup bittiğini takip ederler ve ilgilenirler.
Bilgilerinin izinden gitmeyi severler.
Ne isteyip istemediklerini gayet iyi bilirler ve ona göre hareket ederler.
Özgüvenleri yüksektir ve bu yüksek özgüven onlar içinpek çok kapının anahtarıdır.
Kendilerini eğitmeye ve yaratıcılık gerektiren şeyler yapmaya önem verirler. Bu da iş hayatında önemli yerlere gelebilmelerine yardımcı olur.
Farklı sosyolojik gruplar ile ilişki kurma konusunda başarılıdırlar.
Her zaman haklarını ararlar ve kendilerine yapılan haksızlıklara karşı asla susmazlar.
İstekleri doğrultusunda sonuna kadar diretirler ve haklı olduğu konularda asla geri adım atmazlar.
Z kuşağının eksi yönleri ise şunlardır:
Toplumsallaşmadan ziyade bireyci bir yaklaşımdadırlar.
Takım çalışmalarını sevmedikleri için “ekip çalışması” kavramı çok bir şey ifade etmez.
Kural tanımadıkları ve kendilerinden emin oldukları için onları ikna edebilmek oldukça zordur.
Doğru bildiklerini daima savundukları ve dışarıdan yabancı bir fikre sıcak bakmadıkları için aileleri ile sık sık çatışma içerisindedirler.
Teknoloji sayesinde bilgiye çabuk ulaşabilmeleri için hızlı yaşayıp çok çabuk sıkılıp vazgeçebilirler.
İş Hayatında Z Kuşağı
Çeşitli uzmanlara göre Z Kuşağı, önceki nesillere göre geleceğin çalışanları olarak daha iyi olacak. İleri teknolojilerden yararlanmak için gereken becerilerle, günümüzün yüksek teknoloji dünyasındaki tipik şirketlere çok daha fazla yardımcı olacaklardır. Onları iş dünyasında değerli kılan şey, yeni fikirleri kabul etmeleri ve önceki nesilden farklı bir özgürlük kavramıdır.
Şaşırtıcı bir şekilde, teknolojik yeterliliklerine rağmen, Z kuşağı aslında çevrimiçi etkileşimin aksine yüz yüze iletişimi tercih ediyor. Ancak sosyal medyaya ve teknolojiye alışkın oldukları için küresel bir iş ortamına iyi hazırlanmış durumdalar.
Bunula birlikte, sadece bir iş sahibi olmakla yetinmiyor, bundan daha fazlasını arıyorlar. Z kuşağı, dünyayı iyileştirmeye yardımcı olan bir işte tatmin ve heyecan duygusu istiyor. Bu neslin birçok üyesi, okulu bitirmeden önce bile gelecekteki olası profesyonel fikirleri ve fırsatları araştırmak için online araçlardan yararlanıyorlar. Üniversiteden önce, Z kuşağı zaten kendi dünyasında nasıl avantaj elde edeceklerini araştırıyor.
Ayrıca, Z kuşağı daha çok start-up zihniyetine sahip. Daha önce de belirtildiği gibi, işlerine yaklaşımlarında çok bağımsız ve yaratıcıdırlar. Geleneksel kariyer adımlarına (dört yıllık bir üniversiteden mezun olmak, diploma almak ve iş bulmak) o kadar odaklanmazlar. Lisede bile küçük bir şirkete başlayabilirler ve ardından çevrimiçi bir derece elde edebilirler. Yani, bir şeyleri yapmanın geleneksel düzeni değişitirip kendi kafalarına göre ilerlemeyi tercih ediyorlar.
Dahası, Z Kuşağı çok bağımsız ve kurumsal dünyaya karşı ihtiyatlıdır, onlar için stres, kötü atmosfer ve yönetici baskısı ile eş anlamlıdır. Z kuşağının %53'ünün bir şirket çalışanı olarak gelişmek yerine girişimciliğe başlamayı tercih etmesi boşuna değil, özellikle de ebeveynlerinin iş gücünde mücadelesine tanık oldukları için. Bu eğilimi değiştirmek ve Z Kuşağı çalışanlarını entegre etmek ve yönetmek isteyen bir şirketin, Z kuşağının eğlenceli (%25), yenilikçi (%23), etik (%22) ve uluslararası (%20) şirketleri seçeceğini bilmelidir.
Z kuşağı nasıl yönetilir?
Yeni nesil iş gücüne girerken, onlara hitap eden ve ihtiyaçları ile gelişen bir ortam yaratmak gerekiyor. Demografik olarak en çeşitli ve teknolojik olarak en bağımlı nesillerden biri olarak kabul edilen Z kuşağı üyeleri de artık iş gücüne katılmaya başladı. Bu nedenle, ihtiyaçlarının ve öğrenme yollarının Milenyaller ve Baby Boomers meslektaşlarından nasıl farklılaştığını kabul etmek önemlidir.
İşte Z kuşağının iş hayatında değer verdiği ve onlara sağlanması gereken 6 şey:
• Sürekli Öğrenme: Z Kuşağı, mesleki gelişime ve iş başında öğrenmeye öncelik verir. Hem resmi eğitim programları hem de gayri resmi etkileşim dahil olmak üzere büyüme fırsatları sunan bir iş yeri istiyorlar. Seminerler veya sertifika programları gibi yapılandırılmış ortamlarda öğrenmeye isteklidirler, ancak hatalardan ders çıkarmak için hakkında yapıcı geri bildirim almak gibi daha küçük eylemler de çok faydalıdır. Çalışanları bilgilerini genişletebilecekleri yollar hakkında bilgilendirmek, Z Kuşağı üyelerine işyerinde gelişmek için ilham vermenin harika bir yoludur.
• Çeşitlilik ve Kapsayıcılık: Bu kuşak üyeleri, hem çeşitli hem de kapsayıcı bir şirketin parçası olmak istiyor. Z kuşağının %63'ü farklı eğitim geçmişlerinden, beceri düzeylerinden ve kültürlerden insanlarla çalışmanın gerekli olduğunu düşünüyor. Çeşitlilik, şirketi Z kuşağı için daha çekici kılmakla kalmaz, aynı zamanda çalışanları elde tutma planının önemli bir parçasıdır.
• Denge: Z kuşağı, önceki nesillere göre iş-yaşam dengesine daha fazla öncelik verir. Bu neslin üyeleri, şirketlerin, çalışanların iş dışında sorumlulukları olduğunu kabul ettiğinde ve bunları dengeleme esnekliği sunduğunda takdir eder. Çalışanlara uzaktan çalışma veya çalışma saatlerini ayarlama seçeneği sunmak, dengeyi desteklemenin bir yoludur.
• Mülkiyet: Z kuşağı, iş unvanları tarafından motive edilmez, ancak rol atlamacılarıdır. Bu genç çalışanların kurumsal merdiveni tırmanmaya hiç ilgisi yok, ancak bu, liderliği tamamen reddettikleri anlamına gelmiyor. Z kuşağına baştan sona uygulayabilecekleri bir projenin sahipliğini verebilirsiniz. Ayrıca, onlara fikirlerini paylaşmaları ve yaratıcılıklarını şirketinize fayda sağlamak için kullanmaları için alan vermeyi unutmayın.
• Teknoloji: Teknoloji ve bu nesil el ele diyebiliriz. Yöneticilerin Z kuşağının dijital ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor. Bu nesil, teknolojinin kişisel ve profesyonel yaşamlarına sorunsuz bir şekilde uymasını ve çalışmasını bekliyor. Yavaş Wi-Fi ve sezgisel olmayan arayüzler, Z kuşağını hayal kırıklığına uğratacak ve verimlerini yavaşlatacaktır. Bu genç çalışanlarınızı mutlu etmek istiyorsanız, iş yerinizin sosyal etkileşim ve üretkenlik isteklerini tatmin etmek için modern teknolojiyi entegre ettiğinden emin olmanız gerekir.
• Finansal İstikrar: Parayla motive olmayan Y kuşağının aksine, Dijital Yerliler tam tersi. Z kuşağı her şeyden önce finansal güvenliğe değer veriyor ve %70'i sağlık sigortasının olmazsa olmaz olduğu konusunda hemfikir. Yemek kartı gibi avantajlar güzel olsa da, onları elde tutmaya yaramaz. Çekici finansal destek politikaları ile bu nesli kendinize çekebilirsiniz. Ayrıca, müzakere etmeye hazır olun. Z kuşağı, değerlerine uymayan bir maaşı kabul etmeyecektir. Ama onlara doğru miktarı verirseniz, bu nesil daha çok ve daha uzun süre çalışacak.
Derleme Makalelerim
Original Karoglan
Raşit Tunca
Schrems, 27.08.2022
|
|
|
Paradoks Nedir? |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:30 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri
- Yanıt Yok
|
 |
Paradoks Nedir?
Bu konuyu deneyimledigim başımdan geçen fiziksel bir olay şu şekildedir :
Doğduğum memleket Afyon’un, Sandıklı ilçesinde, İmam Hatip Lisesi'nde okuyordum, 4. sınıf olabilirim Allahu alem. Sandıklı da Pazartesi günleri halk pazarı kurulur, ve ben okulun öğlen tatilinde, halk Pazarı'na gittim. pazarda hurma satan bir adama rastladım. Normal her pazarcı gibi, o günlerde sattığı malı yüksek sesle bağırarak tanıtmak, pazarcıların adetiydi.
Hurma satan adam, Hurma kelimesini çokça tekrar ettiği zaman Aynen şu şekilde
hurmahurmahurmahurmahurmahurmahurma…
Kelimenin başlangıcı, sonu ile birleşerek ten, yani ters tarafından ucu ile birleşerek
Mahurmahurmahurmahur…
şeklini alıyordu. ve işte böyle bir devinimin paradoks olduğunu çok sonra anladım.
Yani Fiziksel bir olayın veya, cümlenin, kelimenin ucu, veya Bir frekansın, başlangıcı ile sonunun birleşmesi sonucu, sonsuz bir devinim meydana geliyor, benim anladığım kadarıyla İşte buna Paradoks diyoruz.
ikinci örnekte : Aynanın karşısına geçip, elimizde de bir ayna tutaraktan, karşımızda ki aynaya baktığımızda, aynanın içindeki Ayna, ve Aynadaki Ben fonksiyonu, yine sanki bir sonsuz devinim meydana getiriyor, ve paradoks oluyor, içinden çıkılmaz bir Paradoks, sonu nerede, başlangıcı nerede bilmediğimiz bir Paradoks halini alıyor.
Evet benim anlatımımla Paradoks tanımı şu şekilde : Başlangıcını veya sonunu bilemediğimiz, bir işlemin, başlangıcı ile sonunun birleşmesi sonucu meydana gelen, sonsuz devinime Paradoks denir.
Allah "Evveldir" Allah "Ahirdir" demek te, aynı devinimi anlatmak demektir, yani sonsuz bir devinim meydana gelir. Ve bunu tarif etmek için de, Allah "Ezelidir ve Ebedidir" diye tarif edilmiş arapça da...
Bu bir Karaoğlan Makalesi dir
Karaoğlan Raşit Tunca
Schrems, 26 Ağustos 2022
|
|
|
Raşit Tunca Hizbül Bahr'ı Okuyor |
|
Gönderen: Raşit Tunca - 08-25-2026, 09:42 AM - Forum: RAŞiT TUNCA OKUYOR
- Yanıt Yok
|
 |
Raşit Tunca Hizbül Bahr'ı Okuyor
RAŞİT TUNCA OKUYOR | Hizbül Bahr Duası (Deniz Hizbi) – Manevi Huzur ve Korunma
Açıklama:
Bu videoda, Raşit Tunca'nın eşsiz sesiyle okuduğu Hizbül Bahr Duası'nı (Deniz Hizbi) sizlerle buluşturuyorum.
Büyük veli İmam Ebu'l Hasan eş-Şâzelî (k.s.) hazretlerine ait olan bu mübarek hizb; asırlardır İslam âleminde manevi korunma, sıkıntılardan kurtuluş, rızık bolluğu ve kalp ferahlığı için okunagelmiştir. Rivayete göre, hac yolculuğu sırasında fırtınaya yakalanan bir gemi, bu duanın bereketiyle selamete ermiştir .
Hizbül Bahr, "Deniz Hizbi" olarak da bilinir ve düşman şerrinden, zalimlerden, boğulma tehlikesinden ve her türlü maddi-manevi darlıktan korunmak için güçlü bir sığınaktır . Bu videomuzda, Raşit Tunca'nın derin ve tesirli tilavetiyle bu kudretli duanın huzur veren atmosferine dalacaksınız.
Videonun İçeriği:
Raşit Tunca tarafından okunan Hizbül Bahr Duası
Duanın Arapça metni ve okunuşu
HiZBÜL BAHR
Hizbul Bahr
Bismillahirrahmanirrahim…
Allahümme ya aliyyü, ya azıymü, ya alim.
Ente rabbi veılmüke hasbi.
Fe nı’mer rabbü ve nı’mel hasbü hasbi.
Tensuru men teşaü ve entel azizür rahıym.
Nes’elükel ısmete fil
Harekati ves sekenati vel kelimati vel iradati vel hatarati minez zünıni ves şükuki vel evhamis satırati lil kulubi an müteatil ğuyub.
Fe kadibtü liyel mü’minune ve zülzilu zilzalen şadida.
Ve iz yakulül münafiküne fi kulunihim merudün ma veadenallahü ve rasulühu illa ğurura.
Fe sebbitna vensurna ve sahhir lena hazel bahra kema sahhartel bahra
Li musa ve saharten nara li ibrahime ve sahhartel cibale vel hadide li davude ve sahhater riha veş şeyatıyne vel cinne li süleymane ve sahhir külle bahrin hüve leke fil ardı ves semai vel mülki vel melekuti ve bahred dünya ve bahral ahırati ve sahhir lena külle şey’in ya men bi Yedihi melekutü külli şey’in
kaf ha ya ayn sad kaf ha ya ayn sad kaf ha ya ayn sad
Ünsurna fe inneke hayrun nasirin
Veftah lena fe inneke hayrul fatihıyn.
Vağfir lena fe inneke hayrul ğafirin.
Verhamna fe inneke hayrur rahımin.
Verzukna fe inneke hayrur razikıyn.
Veehdina ve neccina minel kavmiz zalimin.
Ve hablena rıyhan teyyibeten kema hiye fi ılmike venşurha Aleyna min hazaini rahmetike vahmilna biha hamlel kerameti meas selameti vel afiyeti fid dini ved dünya vel ahirati inneke ala külli şey’in kadir.
Allahümme yessir lena ümuruna mearrahati li kulubina ve ebdanina ves selamati vel afiyeti fi dinina ve dünyana.
Ve kün lena sahiben fi seferina ve halifeten fi ehlina vatmis ala vücuhi adaina vemsah hüm ala
Mekanetihim fe la vücuhi adaina vemsah hüm ala
Mekanetihim fe la yestetıy’unel mudıy’e lel mecie ileyna ve lev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırate fe yübsırun.
Ve lev neşaü lemesahnahüm ala mekanetihim fe mestetaü mudiyyen ve la yerciun.
Yasin vel kur’anil hakim inneke leminel mürseline ala müstekıym.
Tenzilel azızir rahim.
Li tünzira kavmen ma ünzira abaühüm fe hüm ğafilün.
Le kad hakkal kavlü alal ekserihim fe hüm la yü’minune inna cealna fi anakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fe hüm mukmehun.
Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fe hüm la yübsirun.
Şahetil vücuh, Şahetil vücuh, Şahetil vücuh,
Ve anetik vücuhü lil hayyil kayyum.
Ve kad habe men hamele zulme.
Ta Sin Mim.
Ha Mim.
Hummel emru ve caen nasru fealeyna la yünsarun.
Ha mim tenzilül kitabi minellahil azızil alim.
Ğafiriz zenbi ve kabilit tevbi şedidil ıkab.
Zittavli la ilahe illa hu ileyhil masıyr.
Bismillahi babüna tebareke hıytanüna yasin sakfüna kaf ha ayn sad kifayetüna, ha mim ayn sin kaf hımayetüna,
fe seyekfike hümüllahü ve hüves semıul alim,
fe seyekfike hümüllahü ve hüves semıul alim,
fe seyekfike hümüllahü ve hüves semıul alim.
Sitrul arşi mesbulün aleyne ve aynüllahi nazıratün ileyna bi havlillahi la yukderu alyne vellahü min veraihim muhıyt.
Bel hüve kur’anün mecid,fi levhım mafuz
Fallahü hayrun hafızan ve hüve erhamür rahımin
Fallahü hayrun hafızan ve hüve erhamür rahımin
Fallahü hayrun hafızan ve hüve erhamür rahımin
İnne veliyyiyellezi nezzel kitabe ve hüve yetevelles salihıyn
İnne veliyyiyellezi nezzel kitabe ve hüve yetevelles salihıyn
İnne veliyyiyellezi nezzel kitabe ve hüve yetevelles salihıyn
Bismillahillezi la yedurru measmihi şey’in fik erdı ve la fis semai ve hüves semuıl alim
Bismillahillezi la yedurru measmihi şey’in fik erdı ve la fis semai ve hüves semuıl alim
Bismillahillezi la yedurru measmihi şey’in fik erdı ve la fis semai ve hüves semuıl alim
Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym
Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym
Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym
Ve sallellahü ala seyyidina muhammedin ve alihi ve sahbihi ve selleme teslimen vel hamdü lillahi rabbil alemin.
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
Bu duayı düzenli olarak okuyarak veya dinleyerek manevi yolculuğunuzda bir adım öne geçebilir, kalbinizi ilahi rahmete açabilirsiniz. Duaların kabulü ve huzurun daimi olması dileğiyle.
Herkese selamet ve afiyet dolu günler dilerim.
Kanalıma abone olmayı ve videoyu beğenmeyi unutmayın!
? Anahtar Kelimeler (Keywords)
Anahtar kelimelerinizi aşağıda virgülle ayrılmış, tek kelimelik ve yan yana olacak şekilde hazırladım:
Raşit Tunca, Hizbül Bahr, Deniz Hizbi, Şazeli, Şazeliyye, Dua, Zikir, Tasavvuf, İslam, Mübarek, Korunma, Sığınma, Huzur, Maneviyat, Tilavet, Kur'an, Salavat, Evrad, Raşidi, Fazilet
|
|
|
|