Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 7
» En Son Üye: Fatma
» Toplam Konular: 634
» Toplam Yorumlar: 972

Ayrıntılı İstatistikler

 
RasitTunca-4 Dünyamız Normal insan Gibi Canlı Ve Nefes Alıp Veriyor Tezim
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:57 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Dünyamız Normal insan Gibi Canlı Ve Nefes Alıp Veriyor Tezim

Bilindiği gibi fotosentez : Yeşil Yaprakların, oksijeni vermeleri, karbondioksiti almaları, veyahutta, karbondioksiti vermeleri oksijeni almlarına verilen isim. Gündüz, karbondioksit alıp oksijen veriyorlar, gece de, normal insan gibi, oksijen alıp karbondioksit veriyorlar.
Ve  Dünya'mızı Ekvator denilen sanal bir çizgiyle ikiye bölmüşler, Kuzey Kutbu ve, güney kutbu diye ayırmışlar. Kuzey kutbunda mevsim yaz iken, Güney kutbunda mevsim kış, Kuzey kutbunda Mevsim ilkbahar iken, Güney kutbunda Mevsim Sonbahar şeklinde, tam tersi de, tam tersi şeklinde cereyan etmekte.
Hal böyle olunca, bir önceki makalemizde yazdığımız, "Değişken Meridyen" kuralına göre, her gün 0 çizgisi değişmekte, ve güneşin doğması ve batması, ileri ve geriolraktan, mevsime göre hareket etmekte. Öyle olunca, ilkbahar ve yaz mevsimi olan kutuptaki ağaçlar, İşte o meridyenin hareketi ile, bir yerde güneş batarken, bir yerde güneşin doğuyor olması, her 2 dakikada bir, Dünya'mızın meridyenlerinin hareket ettiğini, ve 2 dakika da bir nefes alıp verdiğini ispat eden bu olay da, bunu ağaçlar sayesinde yapmakta, yani bir yerde Güneş Doğarken, bir yerde batması, doğduğu yerde ki ağaçların, fotosentez ile, karbondioksit alıp oksijen vermesi, Güneşin battığı yerde ki ağaçların da,  dönüşüp, bu sefer de, oksijen alıp karbondioksit vermeye başlaması, aynen bu, bir insanın nefes alması gibi, dünyamız da bu şekilde, nefes alıp veriyor. Ormanları ve Ağaçları ve doğayı insanlar bozmadan önce, ağaçları yok etmeden önce, zarar vermeden, doğaya zarar vermeden önce, hal böyle idi. Dünyamız canlı, insan gibi nefes alıp vermekteydi bu şekilde. Yine daha sonra kış mevsimi  öbür kutuba geçtiğinde de, öbür kutuptaki ağaçlar, aynı işlemi yapmakta, Mevsim Bu yandaki kutupa geçtiğin de de  Bu yandaki ağaçlar aynı işlemi yapmakta, bir yanda dökülen yapraklar, bir yanda canlanan yapraklar sayesinde, nefes alan yapraklar sayesinde. Bu dünyamizda devir daim edip her tarafında nefdes almakta hem Horizontal,"Değişken Meridyen" kuralına göre, ve  hem de vertikal olaraktan mevsimlerin döngüsü ile nefes alıp vermekte idi, Doğa ve mevsimler bozulmadan önce. İnşallah doğamıza dikkat edip, tekrar doğamızın, eski halini almasına yardımcı oluruz, ağaçlandırırız yeniden dünyamızı, ağaç dikilmesi  gereken yerlere ağaç dikeriz, ağaçları koruruz, doğayı bitkileri koruruz,

Peygamberimiz buyurdular :

"Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile, bugün elinizdeki fidanı dikin"

(Buharî, el-Edebül-Müfred s. 168, Heysemî, a.g.e. 4,, 63. Münâvî, Feyzul-Kadîr 3, 30)

Durum bundan ibaret vesselam.


Raşit Tunca

Schrems, 14 Eylül 2022

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 Saat alırken dikkat edilecek hususlardan birisi de saatin su geçirmezliği dir
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:55 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Saat alırken dikkat edilecek hususlardan birisi de saatin su geçirmezliği dir

Bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizdn "Saat" önemli bir aygıt idi, zamanı bilmemiz için ve, günümüzü programlamamız için, kolumuzda veya cebimizde taşıdığımız veya. evimizin duvarındaki saatler. Sizde ben gibi haala saat, yani kol saati kullanma alışkanlığınızdan vazgeçemediyseniz, saat satın alırken dikkat etmeniz gereken kurallardan birisi de, saatin su geçirmezliğidir buna İngilizce "Water resistant" denir.
Eğer  müslüman  biriyseniz, ve Beş vakit namaz kılan biriyseniz, ve saat kullanıyorsanız, yani kol saati, en çok korkulan meselelerden birisi de, saati, abdest alırken kolunuzdan çıkarmak, ve bir yerde unutmak, veyahutta, şadırvanda abdest alırken, kolunuzdan çıkarıp cebinize koyduğunuz saati, cebinizden Bir Hırsızın çalması tehlikesi, ve benzeri durumlar,..... müslümanı ürküten hallerdir. Beş vakit her abdest alışında, saati kolunuzdan takıp çıkarmak da bir sorun. Eskiden saat kordonları, önce naylon ipten örülmüş, bezden, ve deriden saat kordonları vardı. Daha sonra. bir tıkla açılabilen. metal Kordonlar icat edildi.  ve Kolayca çıkarıp. cebinize koymanız. ve takarken de, kolayca takmanız, bu tek tıkla açılabilen saat kordonları sayesinde, kolaylaştı. Daha öncekiler kayış (Bel Kemeri) kordonu gibi, dilli Kordonlar var idi.
ve Ve daha sonra da, yumuşak lastiğin icadından sonra,  lastik conta icad oldu.  bu Bu sayede, saatlere de conta takılaraktan, resistant özellik eklendi, yani su geçirmez saatler icat oldu. Babadan kalma, Ata yadigarı bir saatiniz, yahut değerli bir saatiniz varsa, onu korumak istersiniz. işte sizde evlatlarınıza Yadigar bir saat bırakmak İsterseniz, saat alırken dikkat edilecek hususlardan birisi de, saatin Su geçirmezliği olup, aşağıdaki listede, su geçirmezlik özellikleri belirtilmiştir. Bizim dönemimizde, en iyi su geçirmez saatler, 100 metre derinliğe kadar su geçirmeyen, dalgıç saatleriydi. Çünkü Dalgıçlar, suyun altında ne kadar süre kaldıklarını ,ve oksijen tüplerinin ne kadar zamanda biteceğini, ne zaman içinde, ve ne hızlılık da yukarı Çıkacak olduklarını, saate bakarak tan bilmek zorunda idiler. ve bu contalı saatler sayesinde, işte Dalgıç saatleri icat oldu. 100 metre derinliğe kadar basınca dayanıklı, ve bir de su geçirmeyen saatler Dalgıç saatleri, en iyi saatler idi. Ama Siz sadece, abdest alırken kolunuzdan çıkarıp takmamak için, Sadece su geçirmez Bir saat istiyorsanız, ona göre, 100 metre derinlik değil de, Water resistant'ı biraz orta derece olan bir saat almanız, Sizin için uygun olacaktır. Bizim dönemimizde iyi saatler, "Seiko 5" ve "Citizen" ve "Orient" gibi mekanik saatler, geçerli saatlerdi. Yani pil kullanmayan, Mekanik bir sistem sayesinde, kolunuzun hareketiye çalışabilen,kolunuzdan çıkardığınızda da (1*~3) güne kadar çalışabilen, otomatik saatler di. Ve bu saatleri yapanlar, işte su geçirmez, yani "water-resistant" olaraktan icat ettiler. herhangi bir su kaçırması durumunda da, saatçiye gidip, contası değiştirilerekten, saat tekrar su geçirmez hala gelirdi. Eğer herhangi bir su kaçağı ile, camında buhar meydana gelirse, suyun, saatin içinde kurumasını sağlayın, ve sonra saatçi de çantasını değiştirtirerekten, tekrar su geçirmez olaraktan, kullanabilirsiniz.Bugün kol saati takmak, aynı at lar da olduğu gibi, At lar, Eskiden taşımada kullandığımız, ve binek olaraktan kullandığımız, en iyi yardımcılarımız dı. Bugünlerde At lar, sadece lüks, spor amaçlı faydalandığımız bir hayvan halini aldığı gibi, kol saati takmak da, bugün sadece, lüks ve, eski alışkanlığı olan kimselerde kaldı. Genç nesil artık telefonlarında ki ve diğer aygıtlarında ki saatler, dijital saatler, saat olaraktan bulunduğu, ve internet saatine bağlı olduğu için, saat taşıma alışkanlıkları yok. ve telefondan saati kontrol ediyorlar, internetten saati kontrol ediyorlar. Biz eski dinozorlar, haala kol saati takmaya devam ediyoruz. Ben seviyorum, Ben de onlardan Son kalan dinolardan birisiyin. Ama işte herhangi bir elektrik kesintisi, veya Allah korusun, güneşteki bir patlama sonucu vb,.. enerjide bir aksaklık olursa, İşte bizim bu Mekanik saatlerimiz, saat ve zamanı kaybetmememizi sağlar. Ve Mucittler Bu kol saatlerin de daha sonraları, tarih gösteren mekanizmalar da geliştirildi, ve günü, ay ı Hatta mevsimleri bile gösteren mekanizmalar, saatlerin içinde, otomatik olaraktan, çark çarka bağlı şekilde, sistemleştirilmesi sonucu, ve gelişmiş pahalı saatler de gece, gündüz, mevsimler de, hatta birde Kronometre, ve bir de işte Takvim ve saat göstergesi ve dalgıç saatlerinde de basınç göstergesi vardır. Yadigar 1 saat için Tabiki vereceğiniz Paraya bağlı, Nasrettin Hoca'nın dediği gibi "Parayı veren, düdüğü çalar" iyi bir ücret verirseniz, çoluk çocuğunuza Yadigar kalacak, Hatıra kalacak, güzel bir saat alırsınız, Saat  alırken dikkat edilecek hususlar böyle, bu şekilde, bizim algıladığımız ve hatırladığımız kadarıyla.

3 ATM (30 metre) Su Geçirmezlik Ne Demek? Neler Yapılabilir?
3 ATM kol saatlerinde kullanılan en düşük basınç derecesidir. Bu dereceli saatler suya karşı en savunmasız saatlerdir. Ülkemizde musluk sularından çıkan sular ortalama 8 ATM basınç ile akmaktadır. O yüzden 3 ATM su geçirmezlik derecesi olan saatinizi münkün oldukça sudan uzak tutmalısınız. Hiçbir şekilde su ile temas etmemesini sağlamalısınız.
Bu derecedeki saatlerin şiddetli bir yağmurda bile su alma riski vardır. Genelde markalar bu saatlere sadece el ve yüz yıkarken garanti vermektedir.


5 ATM (50 metre) Su Geçirmezlik Ne Demek? Neler Yapılabilir?
Saatiniz 5 ATM’lik bir su geçirmezlik derecesi olduğunda, 50 metrelik atmosferik basınca dayanabileceği anlamına gelir. 5 ATM dirence sahip bir saati 3 ATM’ye ek olarak, havuz ve duşta da kullanabileceğiniz anlamına gelir. Ancak ne olursa olsun, saatinizin üzerine çok fazla basınç yapacak aktivitelerden kaçınmalısınız. Yüksek bir yerden havuza atlamak 5 ATM saatiniz için iyi olmayabilir.
5 ATM su geçirmezlik derecesi olan bir saati, duşta kullanabilirsiniz ve sığ sularda yüzebilirsiniz. Bu seviyedeki saatler, zor su sporları yapmak yerine açık havada su keyfi yapmayı sevenler için idealdir.

10 ATM (100 metre) Su Geçirmezlik Ne Demek? Neler Yapılabilir?
10 ATM derecesi, saatinizi deniz seviyesinde atmosferik basınca karşı on kat daha dayanıklı hale getirir. 100 metrelik su basıncına dayanıklı olan bir kol saati ile sıradan yüzmeden çok daha fazlasını yapabilirsiniz. 10 ATM’nin statik basıncı, su altı kullanımı için büyük bir avantaj sağlar, ancak buna rağmen bir dalgıç saati değildir ve belirli bir noktadan sonra ani basınç değişimlerinden etkilenir.
10 ATM, sıradan spor aktiviteleri için ideal derecedir. Bu derecedeki saatler, yüzmeye, şnorkel ile yüzmeye ya da çok derinlere inmeniz gerekmeyen tüm su aktiviteleri için kullanışlıdır.

20 ATM (200 metre) Su Geçirmezlik Ne Demek? Neler Yapılabilir?

20 ATM ve üzerindeki su geçirmezlik dereceleri, artık sıradan bir kol saati olarak değil, profesyonel  bir dalgıç aleti olduğunu gösteren bir özelliktir. Bu derecede etkileyici su sporlarını rahatlıkla yapabilirsiniz. Sürekli olarak yüksek seviyede su sporları yapıyor ya da profesyonel veya amatör olarak dalgıçlık yapıyorsanız, uğraşınıza uygun profesyonel bir dalgıç saati kullanmanız önemlidir.



Bu bir Karoglan Hoca Makalesidir
Raşit Tunca

Schrems, 14.09.2022

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 Miski Amber Nedir? Nereden Mamul Edilir? Ne İşe Yarar? Miski Amber Nasıl Kokar?
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:53 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Miski Amber Nedir? Nereden Mamul Edilir? Ne İşe Yarar? Miski Amber Nasıl Kokar?

AMBER İKİ YOLLA ELDE EDİLİR:

AMBER veya KEHRiBAR

Vişne ağacının reçinesine verilen isimdir, zamanla bu reçine kristalleşir ve kehribar denilen taş halini alir, ve kehribar tesbihler de kullanılır ve binalarda iç mimaride kullanılır, bu konuda almanyada kaybolan "Bernstein Oda" meşhurdur  Adolf Hitlerin Bernsteinden kaplama yaptırdığı oda..


iKiNCi AMBER VE GERÇEK MiSKi AMBER

Misk, bir tür erkek Geyik tarafından üretilen güzel kokulu maddedir. Erkek geyiğin vücudundan çıkan, dişi geyiği tahrik etmek içın kullandığı hoş kokusudur, Geyiğin Göbek yağının kokusudur. Salgı, geyiğin karnının alt tarafında bulunan salgı bezinden gelir. Misk salgısına koku veren ana madde, muskon organik bileşiğidir.

Ceylan dışında, bazı farklı hayvanlardan da üretilebilir (örneğin misk kedisi). Asya kıtasında yaşayan bir tür keçiden üretilen misk, en bol olan ve en çok kullanılan türüdür. Bugün sentetik olarak da üretilen misk, özellikle Orta doğu ve İslâm kültüründe fazlasıyla bilinen ve değer verilen bir kokudur. Kur’ân'da cennette bulunduğu anlatılır.

Esasen misk elde etmek için avlamak gerekmez. Normal olarak hayvan misk salgısını kendiliğinden salgılar. Göbeğinin etrafındaki yapışkan sıvıdır yani Göbeğinin ter kokusudur, Salgının rengi, siyahtan ayırt edilmeyecek şekilde Güzel koyu kahverengidir. Biriktirilip kurutulduktan sonra işleme tabi tutularak misk esansı elde edilir.

Miski Amber Kokusu  sürünen erkek yanın da ki Kadın lar da, cinsel tahrik meydana gelir, ve çiftleşme isteği duyup, tahrik olurlar, eğer çiftleşme olursa, büyük haz duyarlar bu birleşmeden..

Misk kelimesi Kur'ân-ı Kerim’in şu âyetinde geçmektedir:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ


Kellâ inne kitâbel ebrâri lefî illiyyîn. Ve mâ edrâke mâ ılliyyûn. Kitâbun merkûm. Yeşheduhul mukarrebûn. İnnel ebrâre le fî naîm. Alel erâiki yenzurûn. Ta’rifu fî vucûhihim nadraten naîm. Yuskavne min rahîkın mahtûm. Hitâmuhu misk(miskun). ve fî zâlike fel yetenâfesil mutenâfisûn. Ve mizâcuhu min tesnîm. Aynen yeşrebu bihel mukarrabûn.


iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır. “İlliyyûn”un ne olduğunu sen ne bileceksin. O, rakamlarla yazılmış bir kitaptır yani Matrix te dir. Muhakkak ki ebrar olanlar (Beri olanlar, yani temizlenenenler, kötülüklerden sakinanlar), elbette ni'metler  cenneti içindedir. koltuklar üzerinde (bilgisayar masası, dönerli patron sandalyesi, ve koltuklarında oturup) seyrederler (inertnetten her yeri gezip, surfen ederler). Sen, o ni'metlerin pırıltısını (sevincini), onların yüzlerinde görürsün, okursun (Mesela Türkan Şoray'a, Beyazıt Öztürk'ün,  instagramı kullanmayı beğenip beğenmediğini sorduğu videosuna bak, beyazıt ile sohbetine bak, Türkan nasıl mutlu olmuş bundan) Onlara, mühürlenmiş kapalı kutusunda şeribler içecekler sunulur mesela "Mis süt" ler tetrapak sütler, kola(Cocacola), fanta, ve gazozlar, kapağını ilk kendilerinin açacağı fabrikasyon el değmemiş ürünler,  kapalı kutuda içecekler, eskiden kapaklı kutu mu vardı, kapaklı şişe mi vardı, kapaklı şişeler  içne sadece kendilerinin misk (aroma, özel koku, gıda esansı)  katacağı) halis şeribden içecekten sunulur. (içirilir). Onun (o şarabın şeribin) sonu misktir (şahane misk kokusudur, mesela eski pepsi lerin bir aroması vardı, başka hiç brşeyden o aramayı alamazsın, içince, o pepsi aroması, ayri bir zevk verir, yani yine uludağ gazoz aroması, ayrı bir zevkti, yani sonu bir zevkti hep). Ve yarışanlar, artık bunda (bunun için o cenetlere varmak için) yarışsınlar. Allah’a yakın olanlar (oraya varıp) onlardan içerler.

(Mutaffifîn Suresi 18-28. Ayetler)

Hadîslerde iyi ve güzel huylu salih insanlar, miske benzetilmiştir:
“İyi bir sohbet arkadaşı misk satıcısı gibidir, sana misk vermese bile kokusu bulaşır. Kötü bir sohbet arkadaşı da körük çekene benzer. Tutuşturduğu ateş seni yakmasa da, üzerine dumanı bulaşır.”

(Buhârî ile Müslim'den Riyâzu's-Salihiyn, I, 396).

Yunus Emre de cennet ehlini şu şekilde vasıflandırır:
“...Aydan arıdır yüzleri, Misk-u anberdir sözleri...”


Süleyman Çelebinin yazdığı Mevlidi Şerifde de şöyle geçer :

Aşk ile gel imdi Allâh diyelim
Dert ile göz yaş ile ah edelim

Ola kim rahmet kıla ol padişah
Ol Kerimü ol Rahimü ol ilâh

Birdir ol birliğine şek yokdürür
Gerçi yanlış söyleyenler çok dürür

Cümle alem yok iken ol var idi
Yaradılmıştan Gani Cebbâr idi

Var iken ol yok idi ins-ü melek
Arşü ferşü ayü güm hem nüh felek

Sün ile bunları, ol var eyledi
Birliğine cümle ikrar eyledi

Kudretin izhâr edüp hem ol Celil
Birliğine bunları kıldu delil

‘Ol! ‘ dedi bir kere var oldu cihan
‘Olma! ‘ derse, mahv olur ol dem hemân

Haşre dek ger denilirse bu kelâm
Nice haşr ola, bu olmaya temâm

Pes Muhammeddir bu varlığa sebeb
Sıdk ile ânın rızasına kıl taleb

Ey azizler işte başlarız söze
Bir vasiyet kılarız illa size

Ol vasiyyet kim derim hem tuta
Mis gibi kokusu canlarda tüte

Hakk Teala rahmet eyleye anâ
Kim beni ol bir dua ile anâ

Her kim diler bu duada buluna
Fatiha ihsan ede ben kuluna

(Mevlid-i Şerif-in müellifi Merhum Süleyman Süleyman Çelebi Hazretleri´nin ruhu için ve bu satırları okuyan, dinleyen, okumasına sebep olanlardan yaşayanların ruhu makamlarına, ahirete göçmüş olanlarının da ruhlarına El-Fatiha.)


İndiler gökten melekler saf ü saf
Kabe gibi kıldılar evim tavaf

Hem hava üzre döşendi bir döşek
Adı Sündüs, döşeyen anı melek

Çün göründü bana bu işler ayân
Hayret içre kalmış idim ben hemân

Yarılıp çıktı divardan nagehan
Geldi üç huri banâ oldu ayan

Bazıları derler ki ol üç dilberin
Asiye´ydi biri ol meh-peykerin

Biri Meryem hatun idi aşikâr
Birisi hem hûrilerden bir nigâr

Geldiler lutf ile ol üç mehcebin
Verdiler bana selam ol dem hemin

Çevre yanıma gelip oturdular
Mustafayı birbirine muştular

Üç alem dahi dikildi üç yere
Her birisin edeyim nerden nere

Dediler oğlun gibi hiç bir oğul
Yaradılalı cihan gelmiş değil

Bu senin oğlun gibi kadri cemil
Bir anâya vermemiştir ol Celil

Ulu devlet buldun ey dildare sen
Doğuserdir senden ol hulki hasen

Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır
Bu gelen tehvid-i irfan kânıdır

Bu gelen aşkina devreyler felek
Yüzüne müştakdürür ins ü melek

Bu gice ol gicedir kim, ol şerif
Nur ile alemleri eyler latif

Bu gice şâdân olur erbâb- dil
Bu giceye can verir eshab-ı dil

Rahmeten lil´alemindir mustafa
Hem şefiu´l-muznibindir mustafa

Vasfını bu resme tertib etdiler
Ol mübarek nuru tergib ettiler

Amine eder çü vakt oldu tamam
Kim vücuda gele ol hayrül enam

Susadım gayet hararetten kati
Sundular bir cam dolusu şerbeti

Şerbeti karşımda tutdu hûriler
Bunu sana verdi Allah dediler

Kardan ak idi ve hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi

İçtim anı oldu cismim nura gark
Edemedim kendimi nurdan fark

Geldi bir ak kuş kanâdiyle revan
Arkamı sıvadı kuvvetle heman

Doğdu ol saatte ol sultan-ı din
Nura gark oldu semavat ü zemin

Sallü aleyhi sellimü teslima
Hatta tenali cennetten ve naima

Essalatü vesselamü aleyke Ya Resulallah
Esselatü vesselamü aleyke Ya Habiballah

Essalatü vesselamü aleyke
Ya Seyyidel-evveline velâhirin.

Bu gün bu unutulmuş sünneti ihya eden karoglan hoca Raşit Tunca
Raşidi virdinde
https://rashittunca.com/showthread.php?tid=2634

Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere o makam manen ilham
yoluyla bildirilir ve günlük zikrini baştan 23 e kadar yani Es elüke
Duasına kadar 23 dahil okuduktan hemen sonra

Yağmur veya kar yağması için:

Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.

EK BiLGi
Afrodizyak nedir Miski Amber Bir Afrodizyak mı dır


Evet bir afrodizyaktır.

Afrodizyak veya aşk ilacı, tüketildiğinde libidoyu arttıran bir maddedir. Afrodizyaklar, doğurganlık sorunlarını veya ereksiyon bozukluğu gibi ikincil cinsel işlev bozukluklarını ele alan maddelerden farklıdır.

Bu adlandırma Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olan Afrodit'ten gelir. Yunanca aphrodisiakon (ἀφροδισιακόν), "afrodite ait" manasındadır.
Afrodizyaklar ne işe yarar?

Afrodizyaklar;

    Cinsel güdüyü
    Arzuyu (isteği)
    Zevki
    Performansı (cinsel gücü)
    Testosteron üretimini artırabilir.

Afrodizyaklar genel anlamda sıhhatli bir beslenme programında bulunması ihtiyaç duyulan gıdalardan oluşur. Bu biçim beslenme alışkanlığına haiz insanların cinsel yaşamlarının da sıhhatli olması doğaldır.

Sadece bilimsel veriler bilhassa afrodizyak olarak vurgulanan maddelerin tesir derecesini ölçmede yetersizdir. Ek olarak afrodizyaklar düşünülenin aksine ereksiyon (sertleşme) ve kısırlık sorunlarını çözmez; doğurganlığı arttırmaz.
Afrodizyak içeren yiyecekler

    Hayvansal ürünler
    Kabuklu deniz ürünleri
    Kuruyemişler
    Baharatlı yiyecekler
    Naturel afrodizyak içecekler
    Kırmızı Ginseng
    Ginkgo biloba
    Maca
    Demir dikeni (tribulus)
    Yohimbe

Bu Bir Karoglan Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems, 13.09.2022

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 Karaoğlan Hoca Raşit Tunca'nın Değişken Meridyen Tezi
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:49 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Karaoğlan Hoca Raşit Tunca'nın Değişken Meridyen Tezi


Dünyayı dikey çizgilere bölmüşler, ve bunlara meridyen demişler, Ve Herbir meridyen bir saat ile  ilişkili,  saat dilimlerini  temsil ediyor. Greenwich den geçene 0 çizgisi deniyor, ve  bir öncesi ise 24.  saat dilimi.  öyle olunca İslam'da zaman ay takvimine göre hesaplanır, ve ay takviminde 1 ay 28 gün olduğu için, güneş takvimine göre, her sene Ramazan, 10 gün önce gelir, ve bu 83 senede devir daim edip her ayda Ramazan olur, yani ocak'ta şubat'ta Mart'ta,... Öyle olunca değişken bir zaman algımız var bizim İslam dünyasında, Bunun Güneş takvimi ile de alakalı olduğu keşfedilmedi henüz. Ve bizim tezimiz "Değişken Meridyen Tezi" imize göre, mevsimlerin giderine göre,  Eğer  yaz mevsimine doğru gidiyorsak, her gün Güneş birkaç  dakika erken  doğacak,  Geç batacak. Eğer  yaz mevsiminden,  kış mevsimine doğru gidiyorsak, Bu sefer, her gün güneş, birkaç dakika geç doğup, erken batacaktır. hal böyle  olunca, Hareketli ve değişken meridyen tezimize göre, güneşin ilk doğduğu şehir ve çizgi, o gün deki Greenwich çizgisi gibi, sıfır çizgisini, ve Güneş'in ilk battığı yerde 24/2. saat dilimi çizgisini temsil eder, Öyle olunca her gün 2 dakika erken battığı için, ya da geç battığı için, Bu çizgi sabit değildir. Güneş Bugün Doğduğu yerde (meridyende), ertesi günü aynı dakikada doğmamaktadır, mevsime göre ya bir ileri de, ya da bir geride doğmaktadır(Her iki dakikada bir). O zaman buna göre sıfır çizgisi devamlı kaymaktadır, dünyada hareket halindedir, Öyle olunca, zaman canlı ve hareketlidir, hareketli yürüyen bir zamanımız var, bu algı Keşfedilmemiş henüz, sıfır çizgisi Hareketli, yani meridyenler hareketli, değişken meridyen tezimiz bu şekildedir.

Raşit Tunca

Schrems, 13.09.2022

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 Misvak Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır? Misvak Uçu Nasıl Açılır? Nasıl Tutulur?
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:47 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Misvak Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır? Misvak Uçu Nasıl Açılır? Misvak Nasıl Tutulur?

Peygamber Efendimiz (SAV)'in sünnetlerinden biri olup gündelik hayata geçirmemiz gereken en kolay ibadetlerden biri olan misvak kullanımı hakkında pek çok şey merak edilmektedir. Sünnet ibadetlerden biri olan ve diş beyazlatmada etkili olan misvağın faydalarını sizler için araştırdık. Peki misvak nedir, misvak nasıl kullanılır? İşte tüm merak edilenler...

Peygamber Efendimiz (SAV)'in gündelik yaşantı içerisinde sergilediği davranışlar ve Müslüman kimselere yapılmasını tavsiye ettiği her şey ''Sünnet'' olarak nitelendirilir. Sözlü, fiili ve takriri olmak üzere 3'e ayrılan bu sünnetlerde misvak kullanımıyla ilgili hadisler, hem sözlü hem de fiili sünnetler grubuna girer. Öyle ki misvak kullanımı ile ilgili Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadisinde, "Ümmetimi (veya insanları) zora sokmaktan endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde misvakla dişlerini temizlemelerini emrederdim" buyurmuştur. (Buhari, Muslim) Bu hadisle de anlaşılacağı gibi misvak, ağız ve diş sağlığı bakımından çok önemlidir. Bizler de Peygamber Efendimiz (SAV)'in sünnetine uyarak misvak kullanımını gündelik yaşantımız içerisinde alışkanlık haline getirmeli ve kullanmalıyız. Dini kaynaklarda yer alan bazı bilgilere göre Sevgili Peygamberimiz (SAV)'in eve girer girmez yaptığı ilk şey dişlerini misvak ile temizlemektir. (Müslim, Tahâret 43, 44. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 7)

Müslüman bir kimsenin beden temizliğine dikkat etmesi gerektiği şu hadisle de misvak kullanmanın önemine vurgu yapılmıştır: "Muhakkak sizin ağızlarınız Kur’an yollarıdır. O halde ağızlarınızı misvakla iyice temizleyiniz." (İbn-i Mâce)

MİSVAK NE İŞE YARAR? MİSVAK NEDEN KULLANILIR? MİSVAĞIN FAYDALARI...

'Cebrail Aleyhisselam, misvak kullanmayı o kadar tavsiye etti ki, misvakın farz olacağından korktum.'' (İbni Mace)

Erak ağacının dalından kesilen misvağın insan vücuduna olan faydaları çok sayıda hadis-i şerifin haricinde yapılan bilimsel araştırmalarla da kanıtlanmıştır. Araştırma sonuçlarından elde edilen verilere göre, misvağın içindeki kalsiyum oksalat, mineral tuz, kükürt, saponin, tanen ve silisyum gibi bazı maddeler ağızdaki zararlı bakterileri öldürmeye yardımcı olur. Misvak dalındaki lifler, dişin hem görünen kısımlarını hem de aralarını temizleme konusunda oldukça idealdir.

Peygamber Efendimiz (SAV)'in yalnızca yemekten sonra değil aynı zamanda abdest aldıktan sonra da kullanılmasını tavsiye ettiği misvak, içerisindeki yüksek klorür konsantrasyonu nedeniyle diş taşı oluşumunu önler ve yüzeydeki lekeleri derinlemesine temizler.

Ağız ve diş sağlığının yanı sıra mide problemlerine de bire bir çözüm olan misvak, uzun süre kaynatılıp suyu içildiğinde sindirim sistemi hastalıklarının çaresi oluyor.

MİSVAK NASIL KULLANILIR?

Taze misvak: Ucunu yontarak direkt olarak dişe sürtülür. Liflerin açılması için azı dişlerle misvak ısırılabilir.

Kuru misvak: Kullanmadan 1 gün önce suda bekletilerek yumuşatılmalıdır.

-Gereğinden fazla yumuşayan misvaklar kesilip yontma işlemiyle beraber tekrar açılmalıdır. Misvağı kullandıktan sonra çok iyi bir şekilde yıkanması gerekir. Temiz ve hava alan bir yerde muhafaza edilmelidir.

Misvak Dişleri Beyazlatır mı?

Misvak, insan sağlığı açısından oldukça önemli bir maddedir. Diş ve diş eti hastalıkları, diş eti ağrıları için ilaç niteliğinde olan bir ürün olduğu rahatlıkla belirtilebilir. Diş çürüklerini, diş eti çekilmelerini, bademcik enfeksiyonlarını, ağız kokularını yok eden ve hemen etkisini gösteren, etkisi yüksek temizlik metodudur. Rahatlatıcı özellikleri ve etkileri bu durumlarda gözleneceği gibi uzun vadede netice alınan etkilerin de olduğu söylenebilir.

Dişlerin aydınlık görünmesi, diş taşlarını temizlemesi, beyazlatma gibi durumlar da misvağın yararlarındandır. Fakat bir defa kullanarak farkı görmeyi beklemek pek de doğru olmayacaktır. Dişlerin beyazlaması adına misvağın sürekli ve devamlı kullanılması önemlidir. Bu şekilde hem dişler beyazlayacak hem de lekeler giderilecektir. Aynı zamanda ağız kokusu, çürükler gibi sorunlardan da kurutulmak mümkün olacaktır. Ancak önceden de belirtildiği üzere dişlerde misvağın sürekli şekilde kullanılması etkili sonuç almak için gereklidir.

PEYGAMBERİMİZ (SAV) NE ZAMAN MİSVAK KULLANIRDI?

Peygamber Efendimiz (SAV);

- Uyumadan önce,

- Gece namazını kılmaya kalktığında,
- Abdest almadan önce,

- Namaz için camiye gideceği zaman,

-Kuran-ı Kerim okuyacağı zaman misvak kullandığı bilinmektedir.

Misvak; ağız ve diş sağlığı adına oldukça şifalı uygulamalar içerisinde yer almaktadır. Diş fırçalamaya alternatif şekilde kullananlar olduğu gibi, diş fırçalamaya ek şekilde günlük olarak kullanan insanların da çokça olduğu söylenebilir. Peki, misvak nasıl açılıp kullanılır, dişler nasıl misvaklanır? Misvak dişleri beyazlatır mı? İşte, merak edilen tüm detaylar.

Misvak; erik ağacının dallarından kesilerek kullanıma sunulur. İnsanın vücuduna inanılmaz yararları olan misvağın faydaları bilimsel şekilde ispatlanmıştır. İnce liflere sahip olup, kendine özgü bir kokusu bulunur. Bazı araştırmalar misvağın; analjezik, antioksidan ve anti- enflamatuar etkilere sahip olduğunu savunur.

Misvak kullanımının, tükürük üstünde etkisi bulunur. Bazı klinik çalışmalar, misvak çiğneme çubuklarının kimyasal temizleme etkinliğine eşit ve diş fırçasından daha önemli etkileri olduğunu ispatlamıştır. Misvağın geçmişinin çok uzun dönemlere dayandığını ve eskiden insanların misvak kullanarak dişlerini temizlediğini belirtmek doğru olacaktır. Peygamber efendimizin dahi kullandığı misvağın, insan sağlığı açısından oldukça fazla faydası bulunmaktadır. Ağız ve diş sağlığı adına misvak kullanmak, kişi adına çok önemli olup, pek çok faydayı da sağlayacağı söylenebilir.

Misvak Nasıl Açılıp Kullanılır?

Misvağın kullanımı biraz farklıdır. Misvak kullanımı için taze veya kuru misvak olmasına dikkat edilmelidir. Taze misvak kullanılırken, ucu yontarak doğrudan dişe sürülür. Liflerin açılması adına birazı dişlerle ısırılabilir. Kuru misvak kullanılırken ise kullanmadan bir gün önce su içerisinde bekleterek yumuşatılması gerekir. Gereğinden çok yumuşayan misvaklar kesilip yontma işlemiyle birlikte tekrardan açılmalıdır. Misvak kullanıldıktan sonra iyice yıkanması önemlidir. Hava alan ve temiz bir yerde muhafaza edilmesi çok önemlidir.

Dişler Nasıl Misvaklanır?

Taze misvak ve kuru misvağın arasında hazırlama, kullanım farkının bulunduğunu söylemek önemlidir. Misvak; gün içerisinde bir kez kullanılabilir. Bunun yanı sıra diş ve diş eti ağrıları, çürük sancısı tarzındaki hastalıklarda gereksinim duyuldukça kullanılması gerekir. Kullanılırken yeterli zaman ayrılırsa, çok tatmin eden neticeler ortaya çıkar.

Sık bir şekilde yapılan önemli hatalardan birisi misvak ağızdayken, başka bir iş ile ilgilenmektir. Dişleri ve aralarını fırçalamadan misvağın ağızda uzun süre boyunca tutulması yarar sağlamayacaktır. Etkili genel ağız temizliğini sağlamak adına 5 dakika boyunca diş fırçalama şeklindeki temizleme hareketlerinin uygulanması gereklidir. Dişler nasıl misvaklanır sorusu için bazı püf noktalar vardır.

İlk önce kullanılacak olan misvağın ölçüsü oldukça önemlidir. Ufak parmak kalınlığında eni, boyuysa bir karşı kadar olmalıdır. Bu ölçüler uygun ebatlardır. Uzun zaman boyunca kullanılması neticesinde lifler kesilip kullanılmaya devam edilebilir. Bir başka mühim husus ise misvağın sünnete uyumlu şekilde kullanılmasıdır. Sağ elde tutularak, ufak parmak alt kısımda, diğer üç parmağın ise üstte be misvak başı, başparmağa gelecek şekilde tutulmalıdır.

Misvakın Kullanım Şekli

Taze misvakın açık kahverengi olması tazeliğine işarettir. Doğrudan dişlere sürtmek sûretiyle kullanılır. Kuru misvak ise bir gün suda bekletilerek kullanılır. Misvakın ucu 24 saatte bir kesilmelidir.

Misvak kullanımı uygulamaya yeterli zaman ayrılırsa memnun edici sonuçlar ortaya çıkarır. En yaygın hata başka işlerle uğraşırken misvakı ağız içinde tutmak, çiğnemektir. Etkili bir temizlik için 5 dakika boyunca temizleme hareketlerine devam edilmelidir.1 Resûl-i Müctebâ (s.a.v.) Efendimiz: “Misvakı o kadar çok kullandım ki, dişetlerimi döktüreceğinden korktum.” buyurmuşlardır. (Mecmâ’uz-Zevâid)

Misvakın kalınlığı küçük parmak kalınlığında, uzunluğunun ise bir karış olması en iyisidir. Lifler yumuşadığında kesilir ve tekrar tekrar kullanılabilir. Misvakın sünnete uygun tutulması; misvakı sağ ele alıp küçük parmak altta, diğer üç parmağın üstte olacak şekilde ve misvakın başını başparmağa dayama suretiyle olur.

Misvaklanmak; dişlerin içini, dışını, üst ve alt kısımlarını, ön dişlerin köklerini ve diş aralarını ovuşturmakla gerçekleşir.

Hz. Peygamber (s.a.v.): “Suyu süzerek içiniz. Dişlerinizi enine misvaklayınız” buyurmuşlardır.  (Mecmâü’l Âdâb)

Misvakı Yanlış Kullanım Şekillerinden Sakınmalı!

Misvaklanma işini yatma halindeyken yapmamalıdır. Çünkü dalağının büyümesine sebeb olur.

Misvakı avucunun içine almamalı, zira basur hastalığına sebep olur.

Misvakı emmemelidir. Bu da körlüğe sebep olur.

Kullandıktan sonra misvakı yıkamalıdır. Aksi takdirde onunla şeytan misvaklanır. Misvakı yere yatırmayıp dikine koymalıdır.2

Peygamber Efendimiz (SAV)'in yalnızca yemekten sonra değil aynı zamanda abdest aldıktan sonra da kullanılmasını tavsiye ettiği misvak, içerisindeki yüksek klorür konsantrasyonu nedeniyle diş taşı oluşumunu önler ve yüzeydeki lekeleri derinlemesine temizler. Hadis-i şerifte belirtilenlere göre Peygamber Efendimiz (SAV), Hz. Aişe (r.a)'un kucağında son nefeslerini verirken bile misvak kullanmıştır. Bu konuyla ilgili sahih hadis-i şerif şu şekilde geçmektedir:

    Hz. Aişe (r.a) şöyle buyurdu; "Allâh (c.c.)'nun bana olan nimetlerinden biri de şudur: Resûlullâh (SAV) benim evimde, benim sıramın geldiği günde, benim kucağımda irtihâl etti. Ayrıca Allâhü Te'âlâ irtihâli sırasında benim tükürüğümü onun tükürüğü ile bir araya getirdi. Şöyle ki; yanıma (kardeşim) Abdurrahman geldi. Elinde misvak vardı. Ben Resûlullâh (s.a.v.)'e destek olmuştum (bana yaslanıyordu). Gördüm ki, Resûlullâh (SAV) onun misvakına doğru bakıyor. Ben O’nun misvakı sevdiğini biliyordum. Bundan dolayı, “Onu sana getireyim mi?” diye sordum. Resûlullâh (s.a.v.) başıyla işaret ederek “Evet” dedi. Ben de Abdurrahman’dan misvakı alarak kendisine verdim. Kullanmak istedi ancak misvak sert olduğundan kullanamadı. Ben, “Misvakı yumuşatayım mı?” dedim. Başıyla işaret ederek, “Evet” buyurdu. Nitekim (dişlerimle ezerek) misvakı yumuşattım ve kendisine verdim. Resulullâh (SAV) misvakı dişleri üzerinde gezdirdi.” (Buhâri)

    Ağız ve diş sağlığının yanı sıra mide problemlerine de bire bir çözüm olan misvak, uzun süre kaynatılıp suyu içildiğinde sindirim sistemi hastalıklarının çaresi oluyor.

    En genel haliyle özetleyecek olursak misvağın faydaları şu şekildedir:

        Çok güçlü ve etkili bir antiseptiktir,
       
        Yemek yedikten sonra ağızda oluşan kötü kokuyu giderir,
       
        Diş çürümelerini yok eder,
       
        Diş etlerinin daha da güçlenmesine yardımcı olur,
       
        Düzenli kullanımda diş eti kanamalarını sonlandırır,
       
        Ağız kuruluğunun önüne geçerek güzel ve akıcı konuşmayı sağlar,
       
        Devamlı kullanımda sesi ve cildi güzelleştirme niteliği vardır,

    Bir sünnet-i seniyyeyi ihya ettiğimiz için amellerimiz de sevaplarımızı artırır.

MİSVAK KULLANIMIYLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

"Misvak kullanarak kılınan namazın, misvaksız namaza üstünlüğü yetmiş kattır." (Ahmet b. Hanbel, Müsned, VI, 272).

''Gece namazı için kalkınca, ağzınızı misvakla temizleyin! Çünkü bir melek, namazda Kur'an okuyanın ağzına yaklaşarak dinler.'' (Deylemi)

"Dört şey geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir. Haya duygusu, kokulanmak, diş temizliği ve nikâh." (Tirmizî, Nikâh,1; Ahmed b. Hanbel, V, 421).

''Misvakı kullanın, çünkü misvak kullanımı hem ağzınızı temizler hem de Allah'ın rızasını kazandırır.'' (İbni mace)

''Oruçlunun bir kişinin hayırlı hasletlerinden birisi de misvak kullanmasıdır. '' (İbn Mace, Sıyam,17)

Misvak nasıl muhafaza edilir?

Misvak sürekli açıkta kalırsa kurur. Sürekli kapta da kalırsa küflenir, kokar. Bu nedenle şimdilerde misvaklar beyaz kaplarla satılıyorlar. Bu kapların altında delik oluyor. Ne tamamen kurutuyor misvağı, ne de kokmasına zemin hazırlıyor. Ortalama bir denge veriyor. Üstelik çok da uygun fiyata. Neredeyse misvak fiyatının yarısı kadar.

Dişler Sünnet olan şekli ile nasıl misvaklanır?

Karoglan Raşit Tunca Usulü ile Sünnet olan şekli ile nasıl misvaklanır

Sünnet olan şekli sağdan sola, soldan sağa şeklinde fırçalanır, birkaç defa sürdükten sonra, ucundaki ıslaklık emilerek tükürülür, sonra aynı şey tekrar edilir, tekrar tükrülür, sonra üçüncü defada ıslaklık emilir ve tükürülmeyip yutlulur  ki  yemek borusundaki mikroplara karşı ve mideye sindirime faydalıdır bu misvak suyu.

Misvak, diş fırçalar gibi yukarıdan aşağıya değil de enlemesine kullanılır. Siz dişlerinize misvağı sürmeye başlayınca, misvak tükürüğünüzle etkileşime geçerek bir salgı oluşturur. Bu salgının içindeki maddeler hem dişlerinizi, hem diş etlerinizi, hem damağınızı temizler. Onun kendine has tadı olup, salgısı ve kokusu sizi başlarda rahatsız edebilir. İlk zamanlar sürekli tükürme ihtiyacı hissetseniz de, bu zamanla geçecektir. Sert olması nedeniyle önceleri kanamalar olsa bile zamanla dişlerinizde alışıyor ve diş etleriniz sağlamlaşıyor. Kanama şikayetleriniz son buluyor.

Karoglan Derleme Makalesi

Raşit Tunca

Schrems, 12.09.2022

   

   

   

   

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 itdirseği yada arpacık Neden çıkar  Tedavisi Nedir?
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:42 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



itdirseği yada arpacık Neden çıkar  Tedavisi Nedir?

Ninemin Anneannem Fatma ninemin sözü ile itdirseği yada arpacık

Köpek Osurunca Gülersen Yada, Osuranı Görünce Gülersen, Gözünde itdirseği çıkar, yada arpacık çıkar.

Tedavisi koca karı ilacı ile tedavisi :

Bir adet evcil köpek gerekir ve yere uzanılır, itdirseği yada arpacık çıkan yerin (Gözün) üzerine bir bez serilir, ve itdirseği yada arpacık olan yerin üzerine gelecek şekilde, köpeğin sevdiği ekmek, mama, sucuk ne varsa o konulur, ve ordan köpegin o lokmayı kapıp yemesi sağlanır, o kapıp yiyince, birkaç gün içinde geçer, çocukluğumda kendim bizzat oldum ve uyguladık hakkal yakin tatbik ettik ve geçti,
Dikkat köpegin burnunuzuda yada yüzünüzden bir yeri yanlışlıkla ısırma tehlikesi var tabiki ,dikkatli olun eğer yaparsanız.

internetten derlediğim bu konu ile ilgili bilgilerde şu şekildeler :

İt dirseği son zamanlarda oldukça yaygın olarak görülen bir durumdur. Çoğu zaman rahatsız edici olabilir. Bu sebeple de it dirseği nedir, neden çıkar ve nasıl geçer bilinmesi gerekir. En çok merak edilen ise gözde it dirseğine ne iyi gelir? Sorusu oluyor. Şimdi bu soruların cevaplarını öğrenmek için hemen okumaya başlayabilirsiniz.

İt Dirseği Nedir?

Öncelikle it dirseğinin ne olduğunu ilk kez duyanlar için açıklayalım: Halk arasında bazen arpacık olarak da adlandırılan ama ondan biraz daha farklı olan it dirseği genelde göz çevrelerinde çıkar. Şişlik şeklinde görülen bir rahatsızlıktır. Özellikle de üst ya da alt göz kapaklarında oluşur.

İt dirseği, alt ve üst göz kapaklarındaki yağ bezelerinin tıkanması sebebiyle ortaya çıkar ve bazen göz kapaklarının kapanmasına neden olur. Bu yüzden de hemen çözümünün bulunması gerekir.

İt Dirseği Neden Çıkar ve Nasıl Geçer?

İt dirseği nedir öğrendikten sonra ortaya çıkaran sebeplere de bir bakmamız gerekir. İt dirseğinin çıkmasında bazı faktörler etkilidir. Şimdi hep birlikte bu sebeplere bir bakalım:

    Mikroplar
    Göz hijyeninin eksik olması
    Stres
    Yağ bezelerinin tıkanması
    Yorgunluk

İşte bu sebeplerden herhangi biri göz çevrenizde it dirseği çıkmasına neden olabilir. Eğer nedenini biliyorsanız çözümünü uygularken de onu göz önünde bulundurabilirsiniz.

İt dirseği nasıl geçer dediğimizde de aşağı sıraladığımız yöntemleri uygulayabilirsiniz:

    Patates keserek göze uygulayabilirsiniz
    Sıcak kompres
    Papatya çayı ile göze pansuman
    Stresten uzak durmalısınız
    Yorgunsanız kendinizi dinlendirmelisiniz
    Gözlerinize önem vermelisiniz ve hijyenine dikkat etmelisiniz
    Poşet çayı demleyerek it dirseğinin olduğu yere koyarak bekleyebilirsiniz.

Bu yöntemleri düzgün bir şekilde uygularsanız it dirseğinin geçmeye başladığını fark edeceksiniz.

Gözde İt Dirseğine Ne İyi Gelir?

O halde gözde it dirseği nasıl geçer? Aslında bunu cevaplamadan önce it dirseği ne zaman geçer sorusunun cevabını sizlere aktaralım. İt dirseği normal şartlarda, ciddi bir sorun sebebiyle oluşmamışsa bir hafta içerisinde kendiliğinden geçer. Ama uygulayacağınız bu yöntemlerle daha kısa sürede yok olabilir. Yine de geçmiyorsa ve ağrı yapıyorsa, göz kapaklarınızı kapatacak kadar büyüdüyse hemen doktora görünmeniz faydalı olacaktır.

Gözde it dirseğine ne iyi gelir, sizlerle paylaştık. Biraz daha detaylandıracak olursa şunu söyleyebiliriz: Vücudunuzu stresten ve yorgunluktan uzak tutarak başlayabilirsiniz. Vitamin almaya çalışın. İt dirseğinin olduğu bölgeyi sıkmayın ya da patlatmayın. Sıcak kompres ya da çayla pansuman yapmak bu süreci hızlandıracaktır.

İt dirseği stresten olur mu dediğinizi duyar gibiyiz. Evet, aslında başlıca sebepleri stres ve yorgunluktur.

İt Dirseği Tekrarlar mı?

Evet tekrarlayabilir. Bu çözümler tamamen kalıcı değildir. Bir süre sonra benzer durumlarla karşılaşırsanız mutlaka tekrarlayacaktır. Yine aynı yöntemleri kullanmanızı tavsiye ederiz. Ama bu tekrarlama olayı çok sık yaşanmaya başladıysa kesinlikle soluğu bir aile hekiminde ya da doktorda almalısınız. Bu sayede önleminizi erkenden alabilirsiniz. İt dirseği çıktığı zaman ciddi bir yuvarlak, şişlik, kızarıklık, ağrı, gözde batma ve yanma, ışığa hassasiyet ve uyanırken gözleri açmada sıkıntılar yaşarsınız. Bu durumlar it dirseğinin belirtileridir. O yüzden bu duruma hemen son vermeye çalışın ki ilerde sizi zor duruma sokmasın.

Bu Bir Karoglan Derleme Toplama Sağlık Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems,08.09.2022

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 Ümmü Sıbyan Nedir? Kimlere Zarar Verir? Ümmü Sıbyandan Muska ile Korunma
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:40 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Ümmü Sıbyan Nedir? Kimlere Zarar Verir? Ümmü Sıbyandan Muska ile Korunma

Ümmü Sıbyan Nedir?

Ümmü Sıbyanın küçüğü toz kaldırarak dönen rüzgar ve ismine Talaz denen rüzgardır, Ortancası Kasırga, ve büyüğünede Hortum adı verilir.
Avustralya kökenli rüzgardır ve tazman canavarı cibilliyatlı çocuk doğacağı zaman talaz halinde başgösterir ve sonra kasırga olur sonra son halini alır ve hortum olur. Halid Bin Velidin Cibillyatı da toz koparandır yani Tazman Canavarı.

Hamile kadınlar, eğer talaz halindeyken, toz kaldırarak o dönen rüzgar içinde kalırlarsa, çocuk sakat yada cinlenmiş gibi olur, ve çoğunlukla kekeme olurlar o çoocuklar.

Rivayetlerede Ümmü Sıbyana karşı okuncak dua:
O nu ilk talaz halinde görünce üstünüze doğru gelirken görürseniz hemen istiaze duasını okuyunuz

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

diyerekten, o senip dinip kaybolasıya kadar çokca tekrar ediniz.


Ümmü sıbyan hastalığı
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?
CEVAP
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır.

işte "Raşidi Tahsini Şerifi" nde burda zikredilen bütün ayet ve dualar mevcuttur. Tahsini Şerifmizin Muska şeklinde taşınması, çocukları, hamile kadınları, ve normal yetişkin insları Allahın izniyle korur. Yakında sayfarımızda hizmet olsun diye, kendimizin hazırladığımız tahsini şerif muskalarımızı, dağıtıma ve satışa sunacağız. Raşidi Tahsini Şerif duasını sayfamızdan indirip, yada kopyeleyip, yazıcıda bastırıp, muska haline getiremeyenler, bizden  hazırını sipriş verip temin edebilirler. Elbet ona harcadığımız zamanın ve posta masrafının ücretini ödmeniz lazım, o nu bedava adresinize gönderebilicek kadar zengin değilim. HTML ve PDF Versionunu bedava verdim daha ne yapan.

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.)

[Beyheki]

Kasırga ve subtropikal siklonların adlandırması farklı uyarı merkezleri tarafından, hava hareketlerinin gelişimi ve izlenmesini kolaylaştırmak amacıyla yapılmaktadır. Adlar seçilirken aynı kasırga havzasında oluşan fırtınaların ayırt edilmesine önem verilmektedir. Sürekli rüzgâr hızı 33 knot (61 km/sa; 38 mph) ve üzerinde olan hava hareketleri genellikle ilgili havza için hazırlanmış listedeki adla anılır. Adlandırma kuralları Batı Pasifik'teki tropikal stresler için de geçerliyken güney yarımkürede bir fırtınanın ayrı bir ada sahip olması için hava hareketinin merkez çevresinde sürekli rüzgârlar oluşturması gerekmektedir.

Tropikal siklon

Kasırga ya da tropikal siklon, büyük çaplı ve çok şiddetli, Beaufort ölçeğine göre saatte 118 km'den (75 milden) fazla hızla ve dönerek esen tropik rüzgârdır.

Doğu Büyük Okyanus ve Güney Atlantik hariç subtropikal ve tropikal iklim kuşağındaki bütün sıcak denizlerde sık sık meydana gelir. Ağustos, eylül aylarında Antiller'de görülür. Batı Büyük Okyanus’unda tayfun adını alır. Başlangıç ve mevsim sonu kasırgaları, Karayiplerin batısında görülür. Orta Amerika kıyılarının biraz açıklarında Büyük Okyanus'ta ve Meksika Körfezi'nde de sık sık rastlanır.

Köken bilimi

Kasırga kelimesi, Eski Türkçedeki "kasırku" sözünün günümüze ulaşmış biçimidir.[1] Kasırku ise "titretmek, sallamak" anlamına gelen "kasmak" fiilinden türemiş "fırtına" anlamına gelen bir sözdür.[2]

Kasırga kelimesinin İngilizcedeki karşılığı "Hurricane"dir. Bu kelimenin Orta Amerika'da yaşamış olan Mayaların kullandığı "Huracan" kelimesinden geldiği söylenir. Mayaların dilinde "Huracan", büyük rüzgârların (fırtınaların) ve kötü ruhların tanrısı anlamına gelirdi.[3] "Hurricane", İspanyolca "Huracán" kelimesi üzerinden türetilmiştir.[4]

Kasırga adlandırmaları


ve Kasırga isimleri listesi

Kasırgalara adları, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün daha önceden belirlediği listelere göre belirlenir. Bu amaçla Atlas Okyanusu'yla ilgili kasırgaları adlandırmak üzere erkek ve kadın adlarından hazırlanmış altı liste vardır. Her altı yılda bir tekrar ilk listeye dönülür. Listedeki her adın ilk harfi alfabetik sıraya göre belirlenir. Q, U, X, Y ve Z harfleriyle başlayan adlar kullanılmaz. Bir fırtınanın hızı, saatte 200 km'yi geçerse kasırgaya dönüşmüş olarak kabul edilir ve bu listelerde sırada bulunan ad, o kasırgaya verilir.[3]
Meydana geliş ve hareket
Kasırgalar o kadar güçlüdür ki her şeyi savurabilirler. 2002'de Avrupa'yı vuran Akdeniz Kasırgası'nın İstanbul'da savurarak kıyıya attığı bir gemi.

Atlantikte ortalama yılda yedi kasırga oluştuğundan Doğu Büyük Okyanus'ta da yaklaşık aynı sayıda kasırga meydana gelir. 1890-1910 arası çok, 1910-1930 arası az, 1930-1950 arası çok sık kasırga oluşmuştur. Kasırgaların ekseni kuzeybatı yönünde eser. Şu ana kadar Türkiye'de bir kere olup İzmir'in üstünden geçmiş ve 10-20 saat içinde Türkiye'yi terk etmiştir.[kaynak belirtilmeli] Ayrıca İstanbul'da bazı siklonik depresyonların (45–50 km hızla eser) 4–5 m dalgalara neden olduğu, demir direkleri devirdiği, basket potalarını parçaladığı ve hatta ağaçları yerinden söküp 150 metreye kadar kaldırdıkları bilinir.[kaynak belirtilmeli]

Kuzey Atlantik'teki kasırgalar genellikle hazirandan ekime kadar sürer. Bu süre içinde deniz yüzeyinde sıcak ve nem en fazladır. Mayıs ve kasım aylarında daha az, diğer aylarda ise pek seyrek meydana gelir. Kuzey Atlantik bölgesinde yılda meydana gelen ortalama trohadi loopik siklon miktarı sekizdir. Bunun beşi ise kasırga tipindedir. Eylül ayında Atlas Okyanusu'nun güneyindeki büyük subtropikal anti-siklon bölgesinde tropik fırtınalar eser. Antisiklon bölgesinin güneyinde esen doğu rüzgârları tarafından tahrik edilerek birkaç günlüğüne batı yönüne kayar. Fırtınaların çoğu antisiklon bölgesinin batı ucundan kıvrılarak bazıları Amerika'yı kasıp kavurur. Diğerleri ise kıyıdan geçer. Diğer fırtınalar kıvrılmadan batı yönünde doğruca eserek Meksika Körfezi'ni veya Orta Amerika'yı etkisi altına alır. Mevsimin başında ve sonunda patlak veren kasırgalar meydana geldikten sonra kuzey yönünde eserler. Fırtınaların hızı ortalama 80–240 km'yi bulur.

Rüzgâr ve yağış

Tropik bir siklonun kasırga olarak adlandırılabilmesi için hızının en azından 117 km/saat olması gerekir. Genellikle saate 240 km’den fazla hıza sahiptirler. Sebep oldukları doğrudan zarardan başka rüzgârlar felaketlere yol açan büyük deniz dalgalarına ve denizin kabarmasına yol açarlar. Carolis hareketleri adı verilen hareketler nedeniyle kuzey yarım kürede esen rüzgârlar saat yelkovanının tersi yönünde, güney yarım kürede ise saat yelkovanı yönündedir. Kasırgalarla birlikte yağış da gelir. Tropik bir rüzgâr kuşağının ortalama yağış miktarı 75–150 mm'dir. Daha çok yağış düştüğü de olur. Böyle yağışlar karaların iç kısımlarında ciddî sellerin oluşmasına neden olur.

Büyüklük ve yapı

Bu harita, 1985 ile 2005 yılları arasında dünyada meydana gelen tüm tropik kasırgaların hareketlerini göstermektedir. Her bir nokta altı saatlik aralarla kasırganın yerini, kullanılan renkler ise kasırganın Saffir-Simpson ölçeğine göre şiddetlerini gösterir.

Çok yüksek hıza sahip olan bulutların taşıdığı yağmur, genellikle daha sakin bir bölge olan kasırganın dönen kısmının arkasına düşer. Kasırganın çapı 50–800 km genişliğindedir. Büyük kasırgalarda havanın akımı 12.000 m’den daha üst bölgelere kadar etki eder. Hatta bazı kasırgalarda bu etki statosferde dahi görülebilir. Sağanak yağmur getiren kümülüs ve kümülinimbüs bulutları rüzgâr kuşağında sarmal bir şekil almaya meyillidirler. Şekiller radar ekranında görülebilmekte ve böylece muhtemel bir kasırganın gelişi anlaşılmaktadır. Kara istasyonları, uçaklar ve denizdeki gemiler, radarlar yardımıyla kasırgaları takip edebilmektedirler. Kasırganın merkezine (gözüne) yaklaşıldıkça rüzgârın hızı kesilirse de tamamen durmaz, yağış durur. Ortadaki bulutlar kaybolur, alçak bulutlar genellikle kalır. Aralarından güneş ışınları geçer. Kuşlar kasırga gözüne kapılır ve sürüklenir. Kasırga gözü geçtikten bir saat sonra ters yönde daha kuvvetli bir rüzgâr eser.

Kasırganın orta kısmı (otağı) sıcaklık normalden 10°-15 °C daha yüksektir. Çünkü, buradaki hava daha az hareketlidir. Yanlardaki yüksek hava basıncından merkezdeki alçak hava basıncına doğru kuvvetli bir hava akımı meydana gelir. Fakat bu iç hava akımı adı verilen oluşumun kuvveti, kısmen de olsa sürtünme ile hafifler. Kasırganın göz ve odak merkezi kısmından dış kısımlara özellikle yukarıya doğru merkezkaç kuvvetleri aracılığıyla bir hava akımı oluşur. Bu bölgede rüzgâr hızı azalır. Deniz seviyesindeki şiddetli siklonik akıma karşı antisiklonik bir akım meydana gelir. Kasırgalar, buharla çalışan basit bir motora benzetilebilir. Kasırgayı hareket ettiren güç, iç hava akımıdır. Hareketini sıcaklık değişiklikleri sağlamaktadır. Mal ve can kaybına sebep olan kasırgalar üzerinde senelerdir çalışmalar yapılmaktadır. Uydular ve diğer meteorolojik izleme aletleri kullanılarak kasırgaların doğuşu, takip ettiği yollar, büyüklüğü ve zararları hakkında yardımcı bilgiler alınmaktadır.

Tasmanya canavarı

Tasmanya canavarı (Sarcophilus harrisii) veya Tasmanya şeytanı, bir yırtıcı keseli familyası olan keseli sansargiller'den (Dasyuridae) bir hayvan türü. Bu familyanın şu an yaşayan en büyük temsilcisidir ve Sarcophilus cinsinin tek üyesidir. Ufak bir köpek ebatlarında ama yapılı ve kaslıdır. Şu anda dünyadaki en büyük etobur keselidir.

Bugün sadece Tasmanya Adası'nda yaşamaktadır. Anakara Avustralya'da tahminen 14. yüzyıl içerisinde nesli tükenmiştir. Evcil kümes hayvanlarının korunması için 1930'lu yıllarda yoğun olarak Tazmanya'da da avlanmışlardır. 1941 yılında Keseli canavarın koruma altına alınmasıyla adadaki varlıkları kendine gelmiştir. Ancak 1990'lı yıllarda baş gösteren bir hastalık, bu hayvanın geleceğini yeniden tehdit etmektedir. Çok yakında tehlike altında sınıflandırmasına girebilir. Tasmanya Hükûmeti hastalığın etkilerini azaltmak için önlemler almaktadır.

İsminin kökeni

Bu ismini, siyah kürkü, irkildiğinde yaydığı nahoş kokusu, yüksek sesle çıkardığı ürkütücü çığlığı [1] ve beslenirken sergilediği çok hırçın hareketlerden dolayı almıştır.

Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir. Doğa bilimci George Harris ilk 1807 yılında hayvanı incelemiş ve Didelphis ursina ismini vermiştir[1]. Daha sonra 1838 yılında Richard Owen tarafından adı Dasyurus laniarius olarak değiştirilmiştir. Ancak bu isim de uzun süre kalmadı. 1841'de Pierre Boitard türü tekrar kategorize etti ve Sarcophilus harrisii adını verdi. Türün en taksonomi incelemeleri 1987 yılında yapıldı ve Sarcophilus laniarius[2] adı verildi. S. harrisii ismi kaldı ve S. laniarius ismi de fosil türleri ile ilişkilendirildi.[3]. Tazmanya canavarı Sarcophilus cinsinin yaşayan tek üyesidir.

En yeni araştırmalar sonunda, Quoll ile yakın Tasmanya kaplanı (Thylacine) ile ise uzaktan akraba olduğu yönünde bilgiler elde etmiştir.

Fiziksel Özellikleri

Tasmanya canavarı, 1936'da son Thylacine'in ölümünden bu yana yaşayan en büyük yırtıcı keselidir. Erkek, baş dahil 65 cm büyüklüğünde, kuyruğu yaklaşık 26 cm uzunluğunda, ağırlığı 8 kg'dir. Dişi ise yaklaşık 57 cm, kuyruk 24 cm, 6 kg ağırlığındadır[4]. Tasmanya canavarının doğadaki ömrü ortalama 6 yıldır, esarette bu süre uzayabilir.

Vücut yapısı güçlüdür. Baş, kısa ve geniş, dişler sivri ve kemik parçalamaya uygundur. Kürkü genelde siyah ya da koyu kahvedir. Bir keseli memeli için alışılmadık bir biçimde ön ayakları arkalara oranla biraz daha uzundur.

Canavarın yüzünde ve kafasının tepesinde bıyıkları vardır. Bunlar karanlıkta yemek ararken avlarının ve diğer canavarların yerlerini tespit etmede işe yarar. Kışkırtıldığı zamanlar keskinliği kokarcanınkine rakip olabilen bir koku salabilir. Duyma egemen duyusudur, aynı zamanda mükemmel bir koku alma duyusuna da sahiptir. Canavar geceleri avlandığı için görme duyusu en kuvvetli siyah beyazdadır. Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar[5]. Memeliler arasında vücut oranı ayarlanarak yapılmış bir analiz, Tazmanya canavarının yaşayan memeliler arasında en kuvvetli ısırığa sahip olduğunu göstermiştir.[6]. Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.[5]

Üreme

Dişiler genelde cinsel erişkinliğe ulaştıkları ikinci yıldan sonra üremeye başlarlar. Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.[7] Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur. Erkekler, dişiler için dövüşürler ve dişi canavarlar baskın erkekle çiftleşir. Canavarlar tekeşli değillerdir ve dişiler çiftleşmeden sonra erkek tarafından korunmazlarsa birçok başka erkekle çiftleşebilirler. Gebelik 21 gün sürer ve her biri yaklaşık 0,18 - 0,24 gram olan (pirinç tanesi kadar bir büyüklükte) 20-30 arası yavru yumurta akı kıvamında bir sıvının içinde dünyaya gelir.[8]. Yavrular doğdukları zaman vajinadan annenin kıllarına tutunarak keseye giderler. Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır. 4 meme ucu bulunduğu için memeye ilk ulaşan 4 yavru hayatta kalır. Bir meme edinemeyen yavrular genelde anne tarafından yenirler. İstatiksel olarak erkeklere oranla daha fazla dişi hayatta kalır. Dişi Tasmanya canavarının kesesi aynı wombatta olduğu gibi arkaya doğru açılır dolayısı ile yavrular kesenin içindeyken dişinin yavrularla etkileşimde bulunması zordur.[7].

Kesenin içinde, beslenebilen yavru hızla gelişir. 15. günde kulakların dış kısımları görünür hale gelir. 16 gün sonra göz kapakları 17. gün bıyıklar ve 20. günden sonra da dudaklar belirir. Yavrunun tüyleri 49. günde çıkmaya başlar ve 90 gün sonunda tüm bir kürke kavuşur. Gözleri 87-93 gün sonra kürkün oluşması ile beraber açılır ve 100 gün sonunda meme ucundaki tutunuşları gevşer[7]. doğumdan 105 gün sonra ebeveylerinin 200 gr. ağırlığında küçük bir kopyası olarak keseyi terk ederler. Kanguru yavrularının aksine canavar yavruları keseye daha geri dönmezler. Onun yerine ekim kasım ayları arasında ilk kez dışarı çıkmadan önce üç ay daha inlerinde kalırlar. Ocak ayında bağımsız hale gelirler. Dişi canavarlar yılın altı haftası hariç yavrularına bakmakla meşguldürler.

Ekoloji ve davranış

Tasmanya canavarları gececi olmalarına rağmen güneşte yatmaktan hoşlanırlar. Dövüşlerden kalan yara izleri canavarın sol gözü üzerinde rahatlıkla görülebilir.

Tasmanya canavarları, tüm Tasmanya'ya dağılmış ve oldukça yaygındırlar. Şehirlerin civarları dahil olmak üzere tüm ortamlarda bulunurlar. Özellikle sahil ormanlarının ve kuru sclerophyll ormanları tercih ederler. Tasmanya canavarı gece ve alacakaranlık zamanlarının avcısıdır ve gündüzlerini yoğun çalılıklar veya bir delikte geçirirler. Genç canavarlar ağaçlara tırmanabilirler ama bu irileştikçe daha zor hale gelir. Genelde yalnız hayvanlardır ve sürüler oluşturmazlar[8]. 8–20 km² arasında değişen bir bölgeleri vardır.
Canavar o gün daha önceden bir araba tarafından öldürülmüş bir wallaby yiyor.

Tasmanya canavarları küçük bir wallaby büyüklüğündeki avlarla başa çıkabilirler ama pratikte fırsatçılardır ve avlanmaktan daha sık olarak buldukları leşleri yerler.

Aslında wombatları tercih etse de, her türlü küçük yerli memelileri, evcil memelileri (koyun dahil), kuşları balıkları, böcekleri, kurbağaları ve sürüngenleri de yer. Diyetleri çok çeşitlidir ve mevcut yemeğe göre değişir.[5] Ortalama olarak her gün kendi vücut ağırlıklarının %15'i kadarını yerler ama durum müsaade ederse 30 dakika içinde kendi ağırlıklarının %40'ını bile yiyebilirler[9]. Tasmanya canavarları leşten geriye hiçbir iz bırakmazlar et ve iç organlara ek olarak kemik ve kürk de dahil her şeyi yerler. Bu bağlamda bir leşi hızla silip süpürmeleri sayesinde leşte oluşup çiftlik hayvanlarına zarar verebilecek böceklerin yetişmesini önledikleri için Tasmanyalı çiftçilerin saygısını kazanmışlardır.

Yemek yeme, Tasmanya canavarları için sosyal bir olaydır. Canavara atfedilen gürültünün büyük bir kısmı 12'ye kadar hayvanın bir araya gelip yerlerken çıkardıkları bu toplumsal hırıltılardır. Bu sesler sık sık kilometrelerce öteden duyulabilir. Beslenmekte olan canavarlar üzerinde yapılan bir çalışma karakteristik saldırgan esnemeleri de dahil 20 farklı fiziksel duruş biçimi ve canavarların yerken haberleşmek üzere kullandıları 11 farklı ses olduğunu ortaya çıkarmıştır. Genelde baskınlık kurmak için sesler ve duruşlar kullanılır ama dövüşler de olur[9]. En agresifler erişkin erkeklerdir ve yemek ya da eş için kavgalardan dolayı yara izleri oldukça yaygındır.

Korunma durumu

Tasmanya bir süredir büyük keseli etoburların son sığınağıydı. İnsanların gelmesinden çok kısa bir süre sonra anakaradaki bütün büyük etoburların soyu tükendi. Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı. Fosil kanıtları Tasmanya canavarının anakarada yaklaşık 600 yıl öncesine (ilk Avrupa kolonisinden 400 yıl önce) kadar varolduğunu göstermektedir[4]. Soylarının tükenmesi dingolar ve Avustralya yerlileri tarafından avlanılmasına bağlanmaktadır[10]. Dingosuz Tasmanya'da etobur keseliler, Avrupalılar gelene kadar hala aktiftiler. Avrupalıların gelişinden sonra Thylacine'in soyunun tükenmesi daha iyi bilinir ama Tasmanya canavarı da tehdit altındaydı.

İlk Tasmanyalı yerleşimciler tadının dana etine benzediğini[1] söyledikleri Tasmanya canavarını yiyorlardı. Canavarların çiftlik hayvanlarını avlayıp öldürecekleri inancı üzerine, tüm şehirsel alanlardan kökünün kazınması için 1830'da bir ödül yasası yürürlüğe girdi. Bunu izleyen yüzyıl boyunca tuzaklar ve zehirleme, soylarını tükenmenin eşiğine getirdi. 1936'da son Tasmanya kurdunun ölümünden sonra canavarlar için olan tehdit anlaşıldı. Tasmanya canavarı 1941'de koruma altına alında ve nüfusu yavaşça kendini toparladı.

Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de[4]. Tasmanya canavarı'nın şu anki nüfusunun 100.000 ile 150.000 arasında olduğu düşünülmektedir. 10–20 km² başına 20 canavar[5]. Tasmanya ve Avustralya, Tasmanya canavarlarının ihracını yasaklamıştır.

Canavar yüz tümörü hastalığı

İlk kez 1996'da otaya çıkan canavar yüz tümörü hastalığı (devil facial tumour disease - DFTD) Tasmanya'nın vahşi canavarlarını kırıp geçti. Tahminler, hastalığın canavar nüfusunun %20 ile %50'si arasını vurduğu ve ülkenin %65'inde etkili olduğu yönünde[11][12]. Etkilenen yoğun nüfuslu bölgelerde ölüm oranı 12-18 arasında %100[13]. Tür, Tasmanya'nın Tehdit Altındaki Türlerin Korunması Yasası (Threatened Species Protection Act 1995) ve Avustralya'nın Çevre Koruma ve Biyoçeşitliğin Korunması Yasası 1999 yasalarının 2006 yılı sürümlerinde Hassas olarak listelendi. Bu, türün orta vadede soyunun tükenme tehlikesinde olduğu anlamına geliyor. IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor. En son değerlendirildiğinde asgari endişe (IUCN Kırmızı Liste|LC) olarak listede yer aldı.[14]
Hastalığın yol açtığı yıkımı azaltmak amacıyla başlatılan üreme programında yaşamını sürdüren bir Tasmanya canavarı dişisi.

Hastalığın yayılması ve hastalıktaki değişimleri takip edebilmek amacı ile vahşi Tasmanya canavarı nüfusları izlenmektedir. Saha izlemeleri, belirlenmiş bir alan içerisindeki canavarların yakalanması ve hastalık için kontrol edilmeleri ve etkilenmiş hayvanların sayısının belirlenmesinden oluşuyor. Aynı alan hastalığın zamanla yayılmasını nitelendirmek amacı ile tekrar tekrar ziyaret edilmektedir. Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir. Türetilmiş diğer bölgelerdeki uzun vadeli izlemeler bu sonuçların kalıcı olup olmayacağını ve nüfusların toparlanıp toparlanamayacağını gösterecek[12]. Saha elemanları ayrıca hastalanmış canavarların yakalanıp vahşi nüfustan arındırılmalarının etkinliğini araştırıyor. Hastalıklı canavarların vahşi nüfuslardan ayıklanmasının, hastalığın yaygınlığını azaltması ve daha çok canavarın gençlik yıllarını geçerek üremesini sağlaması umut ediliyor.[12]

Taroona'nın banliyösü Hobart ve Batı Tasmanya açıklarındaki Maria Adası'ndaki tesislerde hastalıksız canavarlardan oluşan iki "sigorta" nüfus yerleştirildi. Anakaradaki hayvanat bahçelerinde ıslah edilmeleri de başka bir seçenek. Tasmanya ekosistemindeki varlığı 2001 yılında yasadışı olarak doğaya salınmış kızıl tilkinin yayılmasını engellediği için Canavar sayısındaki düşüş aynı zamanda bir ekolojik sorun olarak da görülmekte.[13][15] Tilkiler Avustralya'nın tüm eyaletlerinde problem yaratan istilacı türlerdir ve tilkilerin Tasmanya'da yayılması Tasmanya Canavarı'nın kendini toparlamasına köstek olacaktır.

Kültürel referanslar

Tasmanya canavarı, Avustralya'da simge haline gelmiş bir hayvandır, Tasmanya Ulusal Parklar ve Vahşi Yaşam Servislerinin ve "Şeytanlar" diye bilinen Avustralya futbolu takımının simgesidir.

İhracındaki sınırlamalar yüzünden Tazmanya Canavarı esarette sadece Avustralya'da görülebilir. Bilinen son denizaşırı canavar 2004 yılında Kaliforniya'da öldü. Buna rağmen Danimarka Prensi Frederick'in ve Tasmanya'lı eşi Prenses Mary'nin ilk oğullarının doğumundan sonra Tasmanya Hükûmeti Kopenhag Hayvanat Bahçesine bir çift Tasmanya canavarı hediye etti[16]. Bunlar Avustralya dışında bilinen tek Tasmanya canavarlarıdır.

Belki de Tasmanya canavarı, uluslararası kamuoyunda en çok Looney Tunes çizgi karakteri "Tasmanian Devil" ya da "Taz"'a ilham olması ile bilinir. Tasmanya canavarı ile vücut bulduğu çizgi karakter arasındaki tek benzerlik doymak bilmez iştahları ve utangaçlıklarıdır.

Bu Bir Karoglan Derleme Makalesidir

Raşit Tunca
Schrems, 05.09.2022

Kaynak ve Dipnotlar :

Raşit Tunca
Wikipedia
Dinimiz islam

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 Eski Ümmetlerde Görülen Sureten Çarpılmışlık Nedir?
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:38 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Eski Ümmetlerde Görülen Sureten Çarpılmışlık Nedir?

قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ

De ki: “Allah katında uğrayacakları ceza itibariyle kötünün kötüsü bir durumda olanları size haber vereyim mi? Bunlar, kendilerini Allah’ın lânetlediği, gazabına uğrattığı, kimini maymunlara, kimini domuzlara çevirdiği kimseler ve şeytânî güçlere tapanlardır. İşte bulundukları yer ve konum itibariyle en kötü olan ve dosdoğru yoldan en çok sapanlar onlardır.”

Mâide / 60. Ayet

maide sofra demektir ve bu ayet sofra suresidne geciyor cünkü carpilmislarin biriside isa sofrasindann dolayi oldu ve olay böyle oldu :

Hz. İsa'nın büyük mucizelerinden birisi de sofranın inmesi idi. Sofranın inmesinin sebebi şu idi: Havariler, Hz. İsa'ya: ''Ey Meryem oğlu İsa! Rabb'in bize gökten bir sofra indirebilir mi?'' dediler. Hz. İsa da:

قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا ع۪يدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

''Allah'ım! Rabb'imiz! Bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenler için (o gün) bir bayram olsun ve (bu hadise), senden bir mucize olsun .. '' (Maide suresi, ayet 114) diyerek dua etti. Bunun üzerine Allah (C.C.) bir sofra indirdi ve onlar bunu yiyip bitiremediler. Hz. İsa onlara: Bu sofradan saklamak ve evlerinize götürmeniz yasak dedi. bir şeyler almadığınız müddetçe, böyle inmeye devam edecektir. dedi. Fakat ne yazık ki, bir gün bile geçmeden onlar sofradan bir şeyler alıp evlerine götürme hareketine giriştiler.  Sofradan alıp evlerine gittikten sonra,  Hz isa'ya (Sözüne) itaatsizlik eden bu kişiler, domuz şekline sokuldular.

Yukardaki birinci ayette geçen لطَّاغُوتَۜ    Tağut Ne Demektir?

Tağut kelimesi hem Mekke hem de Medine ayetlerinde Kuran'ın çeşitli yerlerinde geçmektedir.

Arapça Tağut kelimesi, sınırları aşmayı ya da taşkınlığı ifade eder. Bu kavram İslami bağlamda üç inançsızlık aşamasıyla ilişkilendirilir;

Allah'a karşı yapılan itaatsizlik,

Allah'a itaat etmesi gerektiği fikrini reddetme, küfre başvurma,

Allah'a isyan etmek değil, aynı zamanda isyanlarını da empoze etmek ve şirk koşmak tağut olarak kabul edilir.

Kişinin sınırı geçip, Allah'ın yanında kendisini ortak kılacak şekilde aştığını söyleyebiliriz. Kişi farklı şekillerde Allah'ın yanında kendisini ortak olarak konumlandırabilir. Daha geniş anlamda, aslında Müslüman birini kötü şeylere yönlendirebilecek her şeyi ifade etmektedir.

Kuran'da sahte ilahları ve şeytan, put, insan veya başkaları şeklinde Allah'ın kurallarına  ıtaatsizlik edip te aykırı olanları içerir.

şeytan şeytan olmadan önce melekelerin hatipi konumunda Yani melkler vaaazlar eden kimse ve bir nevi melek suretinde iken ve ismi Azazil iken, allah ademe secde edin deyice onun süzüne ilk itaatsizlk eden olranktan ilk  sureten çarpılan ve melk suretinde iken Tağut suretine çarpılan kimsedir yani sahte TANRI - TANRI THOR ve Thursday günü olan bu olaydan dolayi perşembe gn smnı ondan olır tağt veya thor kızgın boğa ıspanyada kı arenada boğalar kızdırılınca söylenen söz THOROOOOOO yani haydi sinirlen biraz demektir

Thuruz veya toros ve toroslar akdeniz bölgesinin denize bakan tarafindaki dağ kümesidir yani sadece  hayvan suretine degil birde dağ  ve taş suretine çarpılmışlık  ve keşke toprak olsaydım da görmesedim kim dedi ayeti ve kıyametin sona yakın alametlerininde ortaya çıkma vakti geldi


اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَر۪يبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَابًا

İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yenzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ

Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

ve TOROSLAR ve hangi batan ümmette oldu bu olay acaba haaaa hz meryem dedi  aslinda bu alttaki ayette yaziyordu amma orjinali yok ayetin

فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْيًا مَنْسِيًّا

Fe ecâe hel mehâdû ilâ ciz’ın nahleh(nahleti), kâlet yâ leytenî mittu kable hâzâ ve kuntu nesyen mensiyyâ

Doğum sancısı tutunca mehdi onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.

Meryem Suresi 23
....

Hadis-i şerifte, (Gadab imanı bozar) buyuruldu. (Beyheki)

(Öfke, şeytandandır. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Öfkelenince abdest alın!) [Ebu Davud]

(Sinirlenen, ayakta ise otursun. Öfkesi geçmezse yan yatsın.) [Ebu Davud]

Tirmizi’deki hadis-i şerifte, (İnsanlar çeşitli mizaçtadır. Kimi geç kızar, öfkesi tez geçer. Kimi çabuk kızar, çabuk yatışır, bu ise kendisini telafi eder. Kimi de tez kızar geç yatışır. En iyisi, geç kızıp öfkesi çabuk geçendir. En kötüsü de, çabuk kızıp geç yatışandır) buyuruldu.

ingilizccede ve smilieslerdeki "Evil" dir o sinirlenen yani

Ahirzmanda da Mehdiyi görüp bilip duyudktan sonra, O'na ve sözlerine itatsizlik edenlerden, çeşitli suretlere çarpılmışlar görülcektir, mesela elleri kolları yengeç kıskacına dönenler, at eşek kuyruğu gibi kuyruklu suretlere girenler, deniz kızı, deniz atı ve benzerleri suretine suretleri dönenler,...medusa en büyük örnektir bunlara


Bu bir Karoglan Makalesi

Raşit Tunca

Schrems,01.09.2022

Bu öğeyi yazdır

RasitTunca-4 Sokratesin iyilik ve Kötülük Anlayışına Tepkimiz
Gönderen: Raşit Tunca - 08-27-2026, 01:36 PM - Forum: Raşit Tunca Makaleleri - Yanıt Yok



Sokratesin iyilik ve Kötülük Anlayışına Tepkimiz

"Sadece bir iyi vardır,  bilgi ve sadece bir kötü vardır, cehalet"
(Sokrates)

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟

Zümer süresi 9 dan

Bilgi yani ilim ve, alim yani bilen kimse...
hakkında kuran hiç bilenler ile bilmeyenler bir olurmu diye tarif eder
yine ulul elbab bir ilmi ve biligiyi o bilginin bilenine  yani o ilimin erbabina sorun yani bilenlere sorun yada zikir ehline sorun diye tarif eder.

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ اِلَّا رِجَالًا نُوح۪ٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَۙ

Nahl Suresi 43. Ayet

Amma sadece iyi olan bir bilgi değildir, alim ismi ve ilim ve bilmek Allah'ın 99 esma veya sıfatından sadece birisidir ve cemali isimlerdendir ki iyi sonucu olan isimler. Allah'ın  cellali isimlerinden mesela "Elkahhar" kahreden veya "El mümitü" öldüren veya zarar veren ismleride vardır meseala der ki kuran Allah kimi dallin ehlinden(delalette yani o muydu bu muydu diye bocalayıpta sapıtankimsler) den  ettiyse onu aydınlatabilcek veya hidayete erdircek bir kimse bulunmaz.

مَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِىَ لَهُۥ ۚ وَيَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

Men yudlilillâhu fe lâ hâdiye leh(lehu), ve yezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn

Araf suresi 186. Ayet

Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

Dikkat: "Allah, kimi saptırırsa" o zaman Allah dilerse saptırır veya  Allah cebbardır deyince Allah iyi değilde kötü mü oldu bizim anladığımız  tanrı ve Allah kötü Allah mı, saptıranı biz şeytan diye biliyorduk halbuki saptıranda Allah mış, bu ayet öyle demiyor mu? Allah öldürünce Allah kötü Allah mı? Allah cehennemi halkedince kötü mü oldu, Cehennem ne kötü birşey, insanları yakacak, insan yakmak ne kadar kötü birşey değil mi? Hi Hitler amcası yahudleri yakmış, ne kadar kızıyorlar yahudiler o na bugün, peki Allah cehennemi yaratınca veya mesela Adolf Hitleri yaratınca kötü Allah mı oldu yani?

Mesela Hackerlik te bir ilimdir, ve hackerlik ilmi bilmeyen hackerlik yapamaz, peki eğer bilgi hep iyilik olsaydı hackerlik bilmek ve yapmak ta iyi birşey olurdu yine hırsızlık bir plan proje ister yetenek ister hepsi bir ilimdir eğer bu ilmi bilen öğrenen ve yapan birisi iyi olsaydı hırsızlık iyi olurdu

Ve cehalet de o kadar kötü olsaydı  ay a bakıpta peynir topağı sanan fare kötü bir hayvan olurdu fare o kadar kötü değildir, yaratılış zincirinin halkalarından birisdir o da, sadece belki ters tarafa dönen gezegen yada dişli gibi belki ters tarafa dönüyor olabilir fare delik ve kovuk açan hayvanlardan birisi fareyi görüpte, ilk insan, belki delik ve kovuk açarak  veya in (Mesala ayının ini vardır) yaparak yeva mağarada ve kovukda ilk evinde yaşamasını öğrendi belki de, yani dişlinin bir carkıdır o, ve cahilce inanmanında faydası keşfoldu bugün, ve ismi plesebo etkisi , cahilce inanmak plesobo etkisi yapıyor, plesebo etkisi yeri gelince çok güzel bir etki, yapılamayacak güç işler o sayede kolay oluyor.

Sokrates bilgiye tapanlardan birisi demek ki "Yani Allahın alim ismine tapan" yani. Yolcunun yolda giderken güzel bir şehir görüp ya da göç eden bir kavmin suluk ve yeşillik güzel bir yer görünce oraya konması gibi, sokrates ilim köşkünü beğenmiş ve konmuş halbu ki daha binlere güzel burc ve kale ve iyilik vardır, da binlerce de kötülük vardır, ve sadece cehalet kötü olsaydı bütün katiler cahillerden olur du halbuki bütün katiller bu ahir zamanda en az üniversite mezunu kimseler haberlere bir bakın  hadi abartmayalım en az ilkokul mezunu çünkü, ilkokula gitmeyen kalmadi gibi ve eskiden  ilim okulda ögretiliyordu artik youtube instagram face google var ve maymunlar bile neredeyse bilmediklerini google amcaya yazp  sorup cevabını bulcaklar ve öğrencekler o zaman bu devirde cehalat öldü kardeşim amma işte 'Hak ilmi' ne okul da ne üniversite de ne de google de nede facebook da öğrenilir 'Hak ilmi yani ilmi Ledün' denen ilim Allah'dan direkt kalblere inen bir ilimdir vesselam.....

Rasit Tunca

Schrems, 01.09.2022

Bu öğeyi yazdır