Raşit Tunca Forumu
Salavatlarda Seyyidina Ve Seyyidetina Demek - Yazdırılabilir Versiyon

+- Raşit Tunca Forumu ()
+-- Forum: RAŞiT TUNCA (/forumdisplay.php?fid=576)
+--- Forum: KAROGLAN RAŞiT TUNCA (/forumdisplay.php?fid=579)
+---- Forum: Raşit Tunca Makaleleri (/forumdisplay.php?fid=583)
+---- Konu: Salavatlarda Seyyidina Ve Seyyidetina Demek (/showthread.php?tid=34903)



Salavatlarda Seyyidina Ve Seyyidetina Demek - Raşit Tunca - 09-06-2026

   

Salavatlarda Seyyidina Ve Seyyidetina Demek

Raşidi Tarikatı Salavatı, Salavatı Kasr ve Salavatı Kebir'de geçen “Seyyidina” ve “Seyyidetina” ifadeleri

Salavatlar, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'ya (s.a.v.) salât ve selâm getirmek, O'na olan sevgi, hürmet ve bağlılığımızı ifade etmek için okunan dualardır.

Raşidi Tarikatı'nda okunan Salavatı Kasr ve Salavatı Kebir içerisinde erkekler için “Allahümme salli alâ seyyidina”, kadınlar için ise “Allahümme salli alâ seyyidetina” şeklindeki ifadelerin kullanılmasının temelinde, “seyyid” kelimesinin İslâmî kaynaklardaki anlamı ve Peygamber Efendimiz'in bu kelimeyi kullanmış olması bulunmaktadır.

Seyyid Ne Demektir?

“Seyyid” kelimesi Arapçada genel olarak efendi, önder, ileri gelen, kendisine hürmet edilen kimse gibi anlamlara gelir.

Bu kelime yalnızca peygamberler için kullanılan bir ifade değildir. Bir kimsenin toplum içerisinde saygınlığına, önderliğine veya üstün ahlâkına işaret etmek için de kullanılabilir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında:

“Hasan ve Hüseyin, Cennet ehli gençlerinin efendileridir.”

buyurmuştur.

(Tirmizî, Menâkıb, 30/3768)

Buradaki “efendileri” ifadesi, Arapça “seyyid” kelimesinin karşılığıdır.

Dolayısıyla “seyyid” kelimesinin kullanılmasının, yalnızca peygamberlere mahsus bir sıfat olduğunu düşünmek doğru değildir.

Hasan Ve Hüseyin Cennet Gençlerinin Efendileridir

Huzeyfe (r.a.) tarafından nakledilen bir rivayette Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Şu anda bana bir melek geldi ki daha evvel yeryüzüne hiç inmemişti. Bana selâm vermek ve Fâtıma'nın Cennet ehli kadınlarının, Hasan ile Hüseyin'in de Cennet ehli gençlerinin efendisi olduklarını müjdelemek için Rabbinden izin istemiş.”

(Tirmizî, Menâkıb, 30/3781; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 391-392)

Başka rivayetlerde de Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in Cennet gençlerinin efendileri oldukları bildirilmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için “seyyid” anlamındaki “efendi” ifadesini kullanmıştır.

Bu da “seyyid” kelimesinin kullanılmasının dinen yalnızca peygamberlere mahsus bir sıfat olmadığını göstermektedir.

Salavat Getirmek Kur'an Ve Sünnetle Sabittir

Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurur:

إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne alen nebiyy. Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de O'na salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.”

(Ahzâb, 33/56)

Bu ayet-i kerîme, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) salât ve selâm getirmenin önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Peygamber Efendimiz'in Öğrettiği Salavat

Sahâbe-i kirâm, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) nasıl salavat getireceklerini bizzat O'na sormuşlardır.

Kâ'b b. Ucre'den (r.a.) rivayet edilen meşhur hadiste sahâbîler:

“Yâ Resûlallah! Sana nasıl salavat getireceğimizi bize öğret.”

demişler, bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) İbrahimî salavatı öğretmiştir.

Bu salavatın meşhur şekli şöyledir:

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.

Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.


Bu hadis Buhârî ve Müslim tarafından rivayet edilmiştir.

Salavatın İçinde “Seyyidina” Demek

Buradan hareketle, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) isminin önünde “Seyyidina Muhammed” demenin, O'na hürmet ve tazim ifade eden bir kullanım olduğu anlaşılmaktadır.

Hanefî ve Şâfiî kaynaklarında, İbrahimî salavat okunurken “Muhammed” lafzından önce “Seyyidina” ifadesinin kullanılmasının mendup olduğunu belirten görüşler bulunmaktadır.

Buradaki maksat, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) Allah'ın verdiği peygamberlik ve üstün makamına uygun şekilde hürmet göstermektir.

Dolayısıyla:

“Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed”

demek, “Allah'ım Efendimiz Muhammed'e salât eyle” anlamında bir hürmet ve tazim ifadesidir.

Raşidi Tarikatı'nda okunan salavatlarda da “Seyyidina” kelimesinin kullanılmasının temelinde bu anlayış bulunmaktadır.

Kadınlar İçin “Seyyidetina” İfadesi

Aynı şekilde “seyyid” kelimesinin kadın için kullanılan şekli olan “seyyide” kelimesi de hanımefendi, önder ve saygın kadın anlamlarında kullanılabilir.

Bu sebeple Raşidi Tarikatı'nın kadınlara yönelik salavatlarında:

“Allahümme salli alâ seyyidetina...”

şeklindeki kullanım, kadın için “efendimiz, saygıdeğer hanımefendimiz” anlamında bir hürmet ifadesi olarak anlaşılmaktadır.

Burada önemli olan, kullanılan kelimenin Allah'a ortak koşmak veya bir kulun Allah'a ait bir sıfatla nitelendirilmesi anlamına gelmemesidir. “Seyyid” kelimesi yaratılmış insanlar için de Arapça ve İslâmî literatürde kullanılan bir kelimedir.

Namazda Peygamber Efendimiz'e Salavat Getirmek

Mezhepler arasında, namazın son teşehhüdünde Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) salavat getirmenin hükmü konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.

Hanefî ve Mâlikî mezheplerinde son teşehhütten sonra Peygamber Efendimiz'e salavat getirmek sünnet olarak değerlendirilirken, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde son teşehhütte salavatın hükmü daha kuvvetli kabul edilmiştir.

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sahâbeye bizzat salavatı öğretmiş olması, salavatın dinimizdeki önemini açıkça göstermektedir.

Bu nedenle salavat yalnızca namaz içerisinde değil, günlük hayatımızda da okunması güzel ve faziletli bir zikirdir.

Namaz Dışında Salavat Getirmek

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ismi anıldığında O'na salât ve selâm getirmek Müslümanların güzel âdetlerinden ve faziletli amellerindendir.

Nitekim Ali (r.a.) tarafından rivayet edilen hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.”

(Tirmizî, Daavât, 101; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 201)

Bu hadis, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ismi anıldığında salavat getirmenin ne kadar güzel ve önemli bir davranış olduğunu göstermektedir.

Salavat Bir Hürmet Ve Muhabbet İfadesidir

Salavat getirirken “Seyyidina Muhammed” demek, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) duyulan sevgi ve hürmeti ifade eder.

Ancak burada önemli olan, kelimelerin arkasındaki niyet ve inançtır.

Biz Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) Allah'ın kulu ve Resûlü olarak biliriz. O'na hürmet eder, O'nu sever ve O'nun Allah tarafından gönderilmiş son peygamber olduğuna iman ederiz.

Salavat ise Allah'tan Peygamber Efendimiz'e rahmet, bereket ve yücelik dilememizdir.

Bu sebeple “Seyyidina” ifadesi, Peygamber Efendimiz'e olan hürmetimizi dile getiren bir kelime olarak kullanılmaktadır.

Sonuç

Netice olarak “seyyid” kelimesi yalnızca peygamberler için kullanılan bir kelime değildir. Arapçada ve İslâmî literatürde efendi, önder, ileri gelen ve saygıdeğer kimse anlamlarında kullanılmaktadır.

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında “Cennet gençlerinin efendileri” buyurması da bunun açık örneklerinden biridir.

Bu nedenle salavatlarda:

“Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed”

şeklinde “Seyyidina” ifadesinin kullanılması, Peygamber Efendimiz'e duyulan hürmet ve tazimi ifade etmektedir.

Raşidi Tarikatı'nın Salavatı Kasr ve Salavatı Kebir içerisinde kullanılan bu ifadeler de bu anlayış çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Asıl maksat ise kelimelerin ötesinde, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) sevgi, hürmet ve salavat ile Allah'a kulluk etmektir.

Son Bir Açıklama

Burada “Seyyid” kelimesi üzerinde bir yanlış anlaşılmaya da açıklık getirmek gerekir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), köleliği kaldırmaya yönelik büyük bir dönüşüm gerçekleştirmiş ve insanların Allah katında kul olduklarını, üstünlüğün soyda, makamda veya servette değil takvada olduğunu bildirmiş bir Peygamberdir.

Bu sebeple Peygamber Efendimiz'e hitap ederken “efendim, efendim” şeklindeki bir ifadenin, eğer köle ile efendisi arasındaki anlayışla ve insanı aşağılayan bir kulluk anlayışıyla kullanılması söz konusu olsaydı, bunun Peygamber Efendimiz'in getirdiği İslâm anlayışıyla bağdaşmayacağı açıktır.

Bazı rivayetlerde Peygamber Efendimiz'in kendisine “Seyyid” denilmesiyle ilgili farklı ifadeler nakledilmiş, bazı kaynaklarda ise “Bana seyyid demeyin” şeklindeki rivayetlerin sıhhati tartışılmıştır. Bu mesele değerlendirilirken “seyyid” kelimesinin hangi anlamda kullanıldığına dikkat etmek gerekir.

Çünkü salavatlarda kullandığımız “Seyyidina” ifadesi, köle ile efendi arasındaki sosyal veya sınıfsal anlamdaki “efendi” anlayışı değildir.

Buradaki “Seyyid”, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) duyulan hürmet, tazim, sevgi ve O'nun ümmet içerisindeki yüce makamını ifade eden bir hitaptır.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için:

“Hasan ve Hüseyin Cennet ehli gençlerinin efendileridir.”

buyurmuştur.

Dolayısıyla burada geçen “efendi” kelimesini, her yerde aynı sosyal anlamda düşünmek doğru değildir.

Bazı toplumlarda ve bazı yörelerde “seyyid” kelimesi, tarihî ve sosyal kullanımlar sebebiyle köle–efendi veya maraba–ağa ilişkisini çağrıştırabilecek şekilde anlaşılabilmektedir. Fakat Arapçadaki “seyyid” kelimesinin anlam alanı bundan çok daha geniştir.

Bu nedenle bazı kaynaklarda “Peygamber Efendimiz'e seyyid demeyin” şeklindeki rivayetlerin değerlendirilmesinde de kelimenin hangi anlamda kullanıldığına ve rivayetin sıhhat durumuna birlikte bakmak gerekir.

Bizim salavatlarımızda kullandığımız “Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed” ifadesindeki “Seyyidina” kelimesi, Peygamber Efendimiz'i bir kölenin efendisi anlamında nitelemek için değil, O'na olan sevgi, hürmet ve tazimimizi ifade etmek için kullanılmaktadır.

Dolayısıyla burada herhangi bir insanı küçültme, köle–efendi anlayışını yüceltme veya insanları sınıflara ayırma amacı yoktur.

Tam tersine, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) getirdiği İslâm'ın temel mesajlarından biri, bütün insanların Allah'ın kulu olduğu ve üstünlüğün takva ile ölçüldüğüdür.

Bu açıklamayla birlikte, “Seyyidina” ve “Seyyidetina” ifadelerinin salavatlarda hangi anlamda kullanıldığının daha iyi anlaşılacağını ümit ediyoruz.

Vesselâm.


Bir Karoglan Derleme Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems, 25.01.2022

Kaynaklar Ve Dipnotlar

Sorularla İslamiyet

İslam ve İhsan

İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbe Zuhayli

Tirmizî, Menâkıb, 30

İbn Mâce, Mukaddime, 11

Buhârî, Daavât

Müslim, Salât

Ahmed b. Hanbel, Müsned

Ed-Dürrü'l-Muhtâr

Neylü'l-Evtâr

El-Muğnî

Mugnî'l-Muhtâc